|
|
July 06 Kimden: லஆஜ♥Life♥ஜஆல .
Gönderme tarihi: 03 Temmuz 02:27
Kime: ॐ๑ ElifღMustafa๑ॐ ..
Konu: (SİE LİEGT İN MEİNEN ARMEN ((LİFE)))


Evet bir kalpsizdim
Evet bir kalpsizdim Yenilgi bilmezdim Taki önünde eğilene kadar Şimdi Kendimi kandırıyorum Nasip değil diyerek Bak paramparça taş kalbim bedenim Kısmetim hasret oldu Ardında kalanlarla sevişiyorum Hesapsızca…
kalpsizlik bana tutsaktır...
Ruhumda bedenime küsmüs Sözlerim zaten acıtır Gözlerim kusar nefretini Simdi ellerin kime dokunur Her yerini ben bilirim Sözlerim zaten acıtır Yar sen gidemedin Hep yanımdaydın Degerini bilemedim Gözlerin kime bakar Simdi ellerin kime dokunur Her yerini ben bilirim Sözlerim zaten acıtır Sende bilirsin kalpsizlik bana tutsaktır...

söylesene
ne kadar adaletli davranabilirsin
ne kadarını bende bırakabilirsin
gidisinin acısını ne kadar hissettirebilirsin
yasadıklarımı neyle tarif edebilirsin
ben beni terkedip gittim sen değil ki
sen zaten benim değildin ki
istedikten sonra gitmekmiydi
senin ki kalpten sevmekmiydi
ben kendimi harab ettim
sen beni bırakıp gittin
yalansın yar
bir sen bir hayat beni yorar...
Kime bakar şimdi gözlerin Kimleri sarar şimdi ellerin Nerelerde gezer bedenin Bilmiyorsun dimi Örgen işte…! Sensin ölüme sebebim…
Bugün sana yabancıyım yüreğim.. Düşünmeden dökmek istiyorum içimdekileri.. Belki biraz kırıl istiyorum bana.. Biraz üzül… Biraz anla… Vazgeç istiyorum, Hayallerden… Kimbilir ! Belki de benden… Saçmalamak istiyorum alabildiğine… Bağırmak, durup dururken.. Gülmek, nedensizce.. Tersine yaşamak istiyorum hayatı… Anla işte ! Saçma ne varsa yapmak istiyorum kendimce… Ve sende saçmala istiyorum acımasızca… Belki de… Gelişi güzel ağlamak istiyorum sana… Her bir damla da bensizliğe alış istiyorum … Alış ki kolay olsun gitmek.. Can yakmadan… Yaralamadan... Yalan ! Hiçbir gidiş, acısız gitmez… Giderse ‘’o ‘’ gitmek olmaz… Ama sen git... Ve öyle bir git ki, Her adımda,senden değil kendimden vazgeçtiğimi hissettir acıyla Yüreğim Sözün özü; Vazgeç,saçmala ve git istiyorum izinsizce… Ben gidemiyorum ... Sen git işte ! 
♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥ ♥  


Sevdim;
Yüreğimle benliğimde hayrandım sanauğruna her şeyi yapabilecek kadar
herkese ve her şeye meydan okuyacak kadar çok sevdim seni
Hep sendin;
Günlerce saatlerce dakikalara sığmayacak her an her yerde seninle
karşılaşırcasına baktığım ve gördüğüm her yüzde seni aracasına
aklımdaydın hep düşündüm bıkmadım çıkmadın asla aklımdaki hep sendin!!!
Anlamıydın her şeyin;
Yaşadığım mutlulukların mutsuzlukların arkasında hep sen vardın!
Sensizlik düşüncesi bile yaşamı sonlandırıyordu benim için! Anlamıydı
hayatımın yaşanılan her şey alınan her nefes sende son buluyordu
anlamıydın her şeyin
Konuşamadım:
Bir gün sebebini anlamadan sendeki beni öldürdüğünü hissettim! kalbim
ağrıdı yinede soramadım sana hiçbir şey her şey bitiyor muydu? Sona mı
gelmiştik ne olmuştu? Soramamıştım yapamadım sessiz kaldım konuşamadım
Gittin!!!
Mutsuzdum.
Canım acıyordu gözlerim ağlıyordu. Gelip deşseler bir yanımı
parçalasalar bedenimi bu kadar hissetmezdim acıyı!!! Kalbim kanıyordu
sen benden iyice uzaklaşıyordun ve bir an geldi kendine iyi bak dedin
gittin!!! Asla olmaz dedin ve arkana bakmadan gittin!!!
Mahkûm ettin;
Gidince kayboldu yaşama sevincim kalmadı sebebim. Verdiğin tüm
mutlulukları kattığın anlamları yok ettin ve gittin. Beni yalnızlığa
sensizliğe ve sessizliğe MAHKUM ETTİN…
Sebebim oldun;
Artık önemli değil hiçbir şey sen yoksun ve asla dönmeyeceksin! Ben
seni içimden atamıyorum ve kendimi infaz ediyorum. Çünkü ben ben
olmaktan çıktım. Düşünemiyorum yaşayamıyorum ağlayamıyorum ve
uyuyamıyorum sensiz…
Seni kaybettiğimde her şeyimi kaybettim öldürdün beni
Kendimden yoruldum..
Sürekli maske takmaktan,
İçim kan ağlarken,
İnsanlara gülmekten yoruldum...
Çok sinirliyken bile,
Sakin olma zorunluluğundan yoruldum.
Hüzün çizgileri sarmışken yüzümü,
Gamzelerimi göstermekten yoruldum..
Bağıra bağıra ağlamak isterken,
Gözyaşımı içime akıtmaktan yoruldum.
İçimde deli gibi çağlayan aşk varken..
Dağlara taşlara haykırmak varken
Sesimi içime çekip,
Susmaktan yoruldum..
Gözlerinin mavisinde sana bulanmak isterken
Siyahın esiri olmaktan yoruldum..
Kendimden yoruldum
Hep güçlü olmak ne kadar zordur;
Hep sorumluluk sahibi olmak,
Çocukken genç olmak
Gençken olgun olmak
Kimlik değiştmekten yoruldum..
Çabuk tükettim
Umutlarımı
Yarınlarımı
Duygularımı..
Geri dönüşü olmayan bir tüneldeyim
Yine kurulmuş sahne
Başrolde ben
Yardımcı oyuncular ;hüzün acı maske
Konu;herşeye rağmen mutlu olma sanatı
Ha bide
Oyunun adı var ;((Life))Hayat
Gülüyorum yine zorunluluktan..
Bu kaçıncı rol alışım bu filmde
Alışılmış senaryolar bunlar..
Acemi mi sandın beni hayat!!
Ben her gece bu sahnenin müdaviniyim
Hadi bırak mutlu olma tasasını
Yapışmış alnımıza Hayatın kavgası
Düş yakamdan hayat!!!..
Oyunumu oynarım
Sahnemi kapatırım
Ölümdür sonuma yakışan
Bilmezmisin!...
En çok ölülerdir alkışlanan
 
| May 29   sana neden şimdi demeyeceğim sende biliyosunki vedalar zamansızdır Yine bir gece ve yine baş başayım kendimle, işte yine seni bulup kaybettiğim yerdeyim.
İnsanın bir şeylere karar vermesi ne kadar zor; ya seni içime gömmeli ya da artık içimden söküp atmalıyım. Ama her ne olursa olsun susmalıyım. Hangisi daha zor, hangisi daha acı? Gerçekten gitmeli miydin, yoksa kalıp yanımda savaşmalı mı?… Bir yol arıyorum kendime, bulduğum tüm yollarsa sana çıkıyor…
Kapanmalı artık gözlerim. Sonsuz bir karanlıkta tek başıma yürümeye devam etmeliyim… Yürümeliyim ardıma bile bakmadan, yürümeliyim parçalayarak değerleri ve sevgileri, yok ederek yaşadığım tüm zamanları…
Nasılda acımasız zaman. Nasıl da yüceltmiştim seni gözümde. Tutup kendi ellerimle koymuştum en yükseğe, sonra keyifle izlemiştim yüceliğini. Ama yine ben bitirmeliyim. Tutup kollarından indirmeliyim olduğun yerden. Ya da seni ölene kadar yaşatmalıyım içimde….. Ne kadar zor bir karar..
Bir yanım: “Bir daha kimse, hiç kimse onun kadar çok sevilmeyecek”, derken, bir yanım sakin, sessiz… Zaman geçiyor, acım dinmiyor. Kapanmıyor yaralarım.. Tükenirken ben,aklımda bir tek sen… Görüyor musun, yine konuşuyorum ama sessizce Sizce bir ömürde kaç hayat yaşanır?
               
Toprağa,sulara vuran pırıl pırıl güneş, karlı dağları aşıp geldi çok uzaklardan.
Şimdi, aşkın kör eden ışığını saçıyor etrafa, inatla.
Işıgın rüzgarla hiç bitmeyen dansı hayat buluyor küçücük dünyamda. Kupkuru bir dal yeşeriyor, tomurcukları seninle çoğalıyor tam zamanında... Ve tam zamanında dedirtiyor insana yaşam. Umudun, aşkın, sevdanın... Hayallerimin bayramı bugün...
Şüphelerin, karanlık gölgelerin, tek başına soğukların, bir ölü gibi yanlızlığın bittiği gündür bu gün..
Bak KELEBEKLER uçuşuyor...
 Nefesinde baharların soluduğunu ? Bilir misin her gece Yetim kuşların yüregine dolduğunu ? Bilir misin her gözyaşınla Topraktan yeni filizler doğduğunu ? Uzaklar da birinin her gülüşünde Hayata sımsıkı tutunduğunu Bilir misin ey yar ? GİTTİN… Ellerimin arasından kayıp giden Gençliğim mi , sen misin bilemedim Azrail başucumda , nöbette beklerken İstediği canım mıydı, sen miydin bilemedim..
Binbir darbe vursan da şu zavallı gönlüme O gitti , gidiyor diyemedim Hep ben saftım , hep ben taptım.. Yalancı aşklara veda edemedim ..!!
Keskeler sarmıs büsbütün hayatımı Eyvahlar var yine basrolde.. İşte yine gittin , yine terkettin.. Hayallerimde bile geri döndüremedim.. Ey yar gidiyor musun...? oysa öyle çok alışmıştım ki... farketmiyor musun... kokun iliğime işlemiş.. GiTMe...
Yar gidiyor musun? GiTMe...içimde bir korku var...
bu ayrılık değil demen neye gebe? ne gelecek bu kara günlerin ardından..? güneşli günler mi...hayır..! yağmur, çamur, sel bundan sonrası..! ayrılık değil deme... GiTMe...ayrılık olur bir adım sonrası...
Biliyor musun? Böyle baslar ayrılıklar ...
yar..gidiyor musun..?GiTMe...
bu sefer duy feryatlarımı.. arkanı dönüp rüzgarlar estirme... bir adım daha atarsan kötü olacak sonum... gitme...
Gel biraz; kokunu bırak, Baharımı al; soguktur oralar ...
hadi vazgeç bu deli sevdandan..! üşürsün, kırılırsın... kokun benden başkasına yaramaz aldanırsın..ağlatılırsın..GiTMe...
düşme düşümden..ezme yüreğimi..GiTMe...
Aglıyor musun? Aglama; hayırlar ugurlar ...
gidiyorsun...bana arkanı döndün yar..! bana sırtını dönüp bir adım daha atabildin..!! yıkılmadın hem de..dağlar gibiydin.. geçip gidebildin.. gözlerime bakarken benden vazgeçebildin... yolun açık olsun..uğurlar olsun..
Gurbete giden döner mi dönmez mi Belli degil bilirim Ben bir karaagaç gölgesi buldum Cebimde ümitlerim susuyorum bak.konuşan acılarımdır.
Bir ölünün yalnızlığındadır yüreğim Yalnızlığın acısını koynumda taşırım Firak olmuş,vuslat olmuş fark etmiyor artık Sustum!Acılarım konuşuyor Yalnız…
Ayrılıktan payımı aldım,şahdamarlarım kesik Kırık bir mızrak olur bedenim Adının Sen olduğu her şiiri bıraktım ben Ruhumun dinmeyen nedametlerini yağmur sonralarına sakladım
Yağmur yağdığında neden sadece yüreğim ıslanır ki! Güneş çıktığında neden ısıtmaz yüreğimi Yoksa Katranımsı Bulutlara mı vuruldum ki Sustum!Acılarım konuşuyor Yalnız…
Sen hiç yüreği yalnız kalanı gördünmü? Kararsızlık Buhtanından nasibini alanı Umutları sabırla aşılayanı… Boşlukları zamanla dolduranı,yüreği yalnız kalanı gördün mü!
Suküt Lehçemdeki kelimelerin yokluğuna takılı Yalnızlığımın girdabındaki yüreğim şimdilerde Azad olunmazmıyım,sen azede edersen Ruhumun dinmeyen nedametlerini yağmur sonralarına sakladım  Ey can Aylardan eylül Sokağım sensiz ağlamaklı olsa da Ben senin için yıldızlardan Sızılar topluyorum... Durmadan koşuyorum ardından Usulca...
Ey can Mevsimlerden sonbahar Enteresan! Ama ağaçlar yaprak dökmüyor Su sızmıyor pınarlardan... Bulutlar küsmüş bize... Belli ki Kızmışlar gidişine... Korkusuzca...
Ey can Hüzün kokuyor saatler Yüreğim hüzün kokuyor Hüzün kokuyor sokaklar Eylül hüzün salıyor Oysa ellerim eylüle müştak Eylüle aşık oluyor Yalnızca
Ey can Akrep yelkovandan kaçıyor Yelkovan kendinden kaçıyor Eylül bitmesin istiyor dakikalar... Faydasızca
Ey can Mevsimlerden sen Aylardan eylül... Susamış olsak da düşlere Olsun... kimin omuzu yenik düşmedi ki Özlemlere... Özlemler ağırca!
Ey can Bak toprak susamış sevgiye Yağmur sevgiye susamış Güneş kendini yakmış ne diye... Ay ve yıldızlar sevgisiz kalmış! Bu hareket nereye? Yavaşça!
Ey can Bırak ağlasın alem... Bu kadar gözyaşı temizler mi bunca kiri Günahları yazmaya hangi kalem Güç yetirdi.. kırıldı... her biri! EY can! Gözlerin neden Ağlamaklıca! Bir tek adın kaldı dudaklarımda, Bir de gözlerimde hatıraların... Hani dik duracaktık acıya, Hani aynı yürekle gülüp Aynı gözlerde ağlayacaktık sevdaya... Şimdi yalnızlığın ipi geçti boynuma. Yokluğun yükledi sırtıma... Bir tek acıların kaldı gözyaşlarımda.. Güneşi bile ağlatacak acıların.. Oysa ben yemin etmiştim, Acıların icin sırtımı semer bileceğim diye. Söz vermiştim, Sensiz ölmeyeceğim diye... Şimdi sensizlik duruyor başucumda.. Şİmdi ayazlar yüregimi sorguluyor Ayrılığınla yüzüme vurduğun kapımda GİTTİN Dönülmez yollar aldı seni benden.. Dayanabilirmiyim bilmem.. Bu minik kalbim sensiz hasretine.. Gücüm yetecek mi ,sensiz olan günlerde Ayakta durmayı? Bilmiyorum sevdiğim..
Gittin.. Oysa söz vermiştin bana.. Beni almadan bir yere gitmeyecektin.. Söz vermiştik birbirimizi.. Ölüm dahi bizi ayırmayacaktı...
Gittin.. Ölüm aldı seni benden sevdiğim.. Özlemin yüreğimde kor.. Hasretin gözümde yaş.. Sevdan içim de ateş..
Gittin.. Vuslatı hiç bu kadar arzulamamıştım.. Vuslat ne zaman sevdiğim ? Bekle beni geleceğim.. Dönülmez yollara bende yolcuyum..
Bende yolcuyum...sevdiğim... Gittiğin o yaban ellerde, O vefasız, boş gönüllerde, Mesken tuttuğun uzak yerlerde, Umduğunu buldun mu söyle birtanem ?
Aşka geç kalmıştık, ayrılığa erken. Seni deli gibi, çıkarsız severken, Benim kadar seveni bulamazsın derken, Haklı değil miydim söyle birtanem ?
 Gittin kime emanet ettin kendini. Yokmuş o kalbinin imanı, dini. Şimdi vicdanına koy bakalım elini, Şeytana mı uydun söyle birtanem ?
 Yıkılsa bu şehir unutmam diyordun, Yansa bu dünya unutmam diyordun, Geçip karşıma öylece seyrediyordun, Unuttun mu gözlerimi söyle birtanem.
 Hani bu dünya bensiz yalandı? Hani ben olmayınca mutluluk haramdı? Demek bu aşk da çamura bulandı, Şimdi mutlu musun söyle birtanem ?
 Diyorsun ki "Bende yok kabahat" Yanımdayken sürüyordun ya saltanat. Şeytan diyor, "Götür kendini at", Vicdanın rahat olur mu söyle birtanem
 Benden daha güzeli yok derdin. İyi, kötü her şeyi sen bilirdin. O zaman ya müneccimdin, ya da erdin, Malum mu oluyordu söyle birtanem.
 Benim kutsal saydıklarımın sende yok muydu değeri? Ettiğin o yeminlerin sende yok muydu önemi? Bu hayat bitmeyecek sanıyorsun değil mi? Yoksa sen ölmeyecek misin söyle birtanem.
 Doğru, yanlış ne dediysen yapacak "Küçük" dediğin yalanlarına inanacak Allah'ını bırakıp sana tapacak Saf birini buldun mu söyle birtanem ?  Ne tuaf değil mi? İçimi acıtanda sendin Acımı dindirecek olanda "Ya öldür beni"dedim Ya da ğit benden İçi bulanık bir sevdanın ucunda Seni kaybettim. Aldırmadın aldırmalarıma Bir gecede yakıp yarini Şafaklara sattın ihanetini Küllerime basanlar bile utandı yaptığından İşte soluk bir ömrün son nefesi Benden İçimden Terkediyorum
Bir ateş düşerde yüreğine, ararsan beni sevdiğim Bil ki yoruldum, gidemedim, uzaklarda değilim... Yarım kalmış, çaresiz sevdaların, ilk acısında, Oynanmış, kırılmış gönüllerin, son sancısında, Gidene dökülen gözyaşının, her damlasında, Sevmeye küsmüş yüreğinin, tam ortasında, Yokluğunla beni başbaşa bıraktığın yerdeyim...
Issız, sessiz, kimsesiz, isimsiz bir yerdeyim, Çaresiz, dertli, ümitsiz, sensiz divaneyim. Yıkılmış, eskimiş, anılarla dolu bir viraneyim, Gittin, ama unutma, hep o bıraktığın yerdeyim... Kalbim kırık, umutlar tükenmiş, yıkılmış hayallerim, Gönlüm yasta, gözler kurumuş, boş kalmış ellerim, Sevgim hüsran, şarkılar hazin, mezar olmuş gecelerim, Çabam nafile, esirin olmuşum, hâlâ bıraktığın yerdeyim... Bir gün, ağır gelirde sevgin, yıkılırsa dünyan başına, Her gün kırılırsa kalbin, kalırsan kimsesiz bir başına, Çekip giderse senin gibi, acımadan, kıyma gözyaşına, Yıkılma sen benim gibi, gel, hâlâ bıraktığın yerdeyim...  Sevmek buymuş demek ki.. Sevmek vermekmiş en büyük parçanı.. Özlemekmiş sevmek.. Gece yastığa başını koyduğunda akan iki damla yaşmış… Sevmek zormuş sevdiğim Özlemek zormuş… Sanki bedenine binlerce bıçağın saplanmasıymış… Bir uzak kentte sensizliği yaşıyorum şimdi.. Bazen iki cümle takılıyor boğazıma.. Bazen sessiz çığlıklar kopuyor içimden.. Üşüyorum sensiz, ellerimi ısıtan ellerin yok.. İçimi eriten gözlerin yok.. Bir ateş var sol yanımda.. Bir de sana verdiğim söz dudaklarımda… Koşup sana gelmek istiyorum gücüm yok.. Özlüyorum demeye lüzum yok… Gelsem yanına, kokunu içime çeksem.. Ellerini alsam avuçlarımın arasına.. Halim yok sevdiğim…halim yok… Böyle mi yaşanırmış ayrılıklar.. Böyle mi koyarmış hasret insana.. Bir bilsen nasıl muhtacım sana.. Bir bilsen bu can ölümüne hasret sana… ANLADIM,Sen beni hiç sevmeyeceksin, Tedavülden kalkan gözlerimdeki ışığı hiç bimeyeceksin, Viraneye dönen yüreğimdeki sevgini hiç tatmayacaksın, Dudaklarımdan dökülen sevgi sözcüklerini duymayacaksın Ve CAN`ım diyerek sımsıkı sarılmanın sıcaklığını hissetmeyeceksin... ANLADIM;Sen beni hiç sevmeyeceksin, Kara hançer yemiş bağrımın sızısını hiç sarmayacaksın, sarmalamayacaksın... Ayaklarıma dolanan kara çalıları yakmayacaksın ve içimdeki sızılarımı hiç dindirmeyeceksin... ANLADIM; Sen beni hiç sevmeyeceksin, Çek çıkar desem şu dipsiz kuyudan, Son bir gayretle uzanan ellerimi görmeyeceksin, Misafiri olsam kabinin bir köşesine ve hiç gitmesem sen nereden bileceksin... ANLADIM;Sen bana hiç gelmeyeceksin, Mavi diye sarıldığım umutlarımı gök kuşağına döndüremeyeceksin, içimdeki fırtınalarımı dindirip sakin bir denize çeviremeyeceksin ve bir liman gibi sığınıp beni sevemeyeceksin... ANLADIM; Sen beni hiç sevemeyeceksin, Yedi renge bürünen sevgi sözcüklerini başucumda hiç söylemeyeceksin... Kan ,ter içinde uykudan sıçradığımda korkuyla,AŞKIM; diyerek yüzüme bakıp gülümsemeyeceksin, Kahır tohumlarını yüreğime serpeleyip öylece gideceksin, Belki bir gün, Sende birini seveceksin, umutsuzca, İşte o zaman sen, Benim nasıl öldüğümü çok iyi bileceksin..... can yücel
Beni Güzel Hatırla
Beni güzel hatırla bunlar son satırlar... Farzetki bir rüzgardım esip geçtim hayatından yada bir yağmur,sel oldum sokağında sonra toprak çekti suyu... Kaybolup gittim belkide bir rüya idim senin için... Uyandın ve ben bittim...
Beni güzel hatırla Çünkü sevdim seni ben herşeyini... Sana sırdaş oldum,dost oldum koynumda ağladın... Yüzüne vurmadım hiçbir eksikliğini... Beni üzdün kınamadım... Alışıktım vefasızlığa el oldun aldırmadım...
Beni güzel hatırla... Sana unutulmaz geceler bıraktım... En yorgun sabahlar... Sana gülüşümü,gözlerimi sonra sesimi bıraktım... En güzel şiirleri okudum gözlerine baka baka... Söylenmemiş merhabalar sakladım her köşeye... Vedalar bıraktım dudaklarda... Ne ararsan bir sevdanın içinde; Fazlasıyla bıraktım ardımda...
Beni güzel hatırla... Dizlerimde uyuduğunu düşün... Saçını okşadığımı,üşüyen ellerini ısıttığımı... Mutlu olduğun anları getir gözünün önüne... Alnından öptüğüm dakikaları... Birazdan kapını çalan kişinin ben olabileceğimi düşün! Şaşırtmayı severim biliyorsun! Bu da sana son sürprizim olsun... Şimdi seninle yaşanan günleri ateşe veriyorum... Beni güzel hatırla GİDİYORUM... 
|
April 06
Life.. has betrayed me once again From: xx. To: zi_lan Subject: RE: ZORMU GELDİ ADAM GİBİ SEVMEK Date: Mon, 3 Apr 2009 02:57:51 +0300
yum gözlerini sevgilim_____
dudaklarından öpeceğim____-
yarın deme neolur_________-
elki bu gece öleceğim_____-
farkında olmadan sevmişim
seni____-
inan rüyamda yollara çizdim
resmini____-
dün gece sayıklarken seni____
hoşgeldin kalbimin davetsiz
misafiri_____-
ağlasam mı gülsem mi
bilmiyorum_______-
ağlasamda gülsemde
inan_________________-

Bazen Susmak Gerekiyormuş,
Bazen Bomboş Bakmak Gerekiyormuş Hayatın
Yalanlarına;
Anlamaya Çalışmak Saçmalık... Anlamadan Yaşamak Gerekiyormuş
.
Zaman Değilmiş Gideni Geri Getiren;
Aslında Zamanmış Var Olanı
Götüren.
Ama Bazen...!
UNUTMAK Gerekiyormuş,UNUTULMA
Pahasına...


 
Aşkın adı Yok artık Yüregimde Ne Senin
Nede Aşkın..
Çünkü Artık Benim bir yüreqimde
Yok...
Sen GitmeLerinLe Son vermeLerinLe
ParcaLadın Yüregimi...
Hep Beni Yarı YoLda Bıraktın Kaç Kere
Kırdın KaLbimi Kaç kere Daha kıracaksın ?..
Her BuLdugum Yerde Kaybettim
Seni...
Unuttum Dedim Ama AnLadımki Unuttugum
Sadece BenLiqimdi..
Kendimdi...Evet SevgiLi Seni Her
Kaybedi$imde Kendimide Kaybettim Ben...
Her Gidi$inde Yüregimide aLdın
Götürdün...
Senden Baska Kimseyi Görmeyen Bu GözLer
Senin BüyüLeyici I$ıqına Kandı.
Tıpkı MeLek YüzLü $eytanLar Gibiydin
Sende..
ALdatıLan Yuregime bir defada Sen
vurdun...
ALdatıLdım .... KandırıLdm.. Ama
Sevmekten Vazgeçmedim..
YüregimLe Sevdim KaLbimLe Sevdim.. AsLa
Vazgeçmedim..
Sen Beni Haketmiyorsun.. Sen Hiç Kimseyi Haketmiyorsun...
Ve Sen SeviLmeyide Sevmeyide
Haketmiyorsun..
Sen zaten Sevmeyi BiLmiyorsun...
Sen Sadece a$kı Harcıyorsun YaLan
SözLerinLe...
Peki Bana söyLedikLerin.. VerDigin
SözLer ?
Ettigin YeminLer Ne oLdu.. Hepsi Bir
anda Yok oLdu ÖyLe DeqiL mi ?
Bunu Yapan Benim Sevdigim
oLamaz...
Sen Benim Sevdigim oLamazsın.. Konu$ Ne oLur Susma.. Kimsin
Sen.. ?
SöyLesene SevqiLinin Yerini aLan $eytan
SöyLe ! Sen Benim SevgiLim...
Sen Üstüme Titreyen SevgiLim DeiLsin !
Gidiyorum Diyorsun...
Beni Bırakıp bir Kez Daha Gidiyorsun...
SöyLe SevgiLi Bu Kaçıncı ?
Ben Artık Sayamıyorum ....
Gitme Demek GeLiyor İçimden Ama
Diyemiyorum...
Sensiz Yapamam Diyemiyorum... Sensiz
oLamam Diyemiyorum..
Konu$amıyorum Ben SöyLeyemiyorum
SevqiLi Sen BiL...
GiderSen KaLbimide Götürürsün Yanında
BiLiyorum...
KaLbi oLmadan Ya$ayamaz İnsan...
Ben KaLbim oLmadan NasıL Ya$arım
?
Gitme Diyemiyorum Sana SevqiLi Bu Yüzden Git Diyorum..
Git Derken \"me\" yi ekLeyecek mecaLim
Yok anLasana...
Hem Zaten Gitme Dememi isteyen birinide
Göremiyorum Kar$imda..
Sen Çoktan Hazırsın SevqiLi Sen Çoktan
Gitmi$sin...
Ruhun KaLbin bir ba$kasının Artık..
Ke$ke Gittiginde Bedeninide
Götürseydin...
Kendine BöyLe bagLamadan Önce
Gitseydin.....
Beni AgLatmak Hosuna Gidiyor DeqiLmi ?
Bu kez AgLamıycam....
GözyaşLarımı içime Akıtarak Sessizce
BekLiycem Dönmeni DeiL Gitmeni..
Çünkü Ben Sensiz Daha
mutLuyum..
Sen beni Üzmekten Başka Bir i$e
Yaramıyorsun..
Hadi Git Artık SevqiLi...
Git Artık YaLancı SevqiLi
...
Git Artık a$ktan anLamayan SevqiLi..
Hadi Git Artık!!
Çıkma Bir Daha Kar$ıma Ne oLur ! Söz Ver..
Ama bu Daha önce Verdigin SözLer Gibi
oLmasın..!!
YaLan oLmasın Ne oLur...Bir Daha Çıkma
Kar$ıma !!!
GüLe güLe SevqiLi ! GüLe GüLe !
Dur! Dersem kopsun
ağzım dilim,
bir damla yaş düşerse kör olsun
gözlerim,ben seni sevdim!
sen de beni sevdiysen çok eskiden,
hiç düşünmeden gidişini ertelemeden
git!
Yalan söyleme bilirsin sevmem! Yılanıda
yalanı da!
Bahane arama sevgine eğer
sevdinse!
Benim seni sevdiğim gibi ,
utanmadan,çekinmeden git! Ama dönüşü olmasın bu gidişinin,
yanılmışlığın telafisi pişman bakışın
olmasın gözlerime Gizlice olursa gidişin, işte budur asıl ihanetin
,
ne ihanetinin,nede pişmanlığının hiç!
Affı yok! Sevdiğim…
Onun için söyle! Eğme başını sessizce yere,
mertçe!
Bende sevdim! Sevdim işte! Nedensiz
de… İşte o vakit alnından öperim seni
Eğme! Dik tut başını adam gibi sevmek
ayıp değil ki! Üzülme sen ben acımı da !çekerim sevdamı da!
Adam gibi girdin madem kalbime adam
gibi de çık git gideceksen…
Yeter ki adı İHANET olmasın gidişinin…
SEVMEYİ BİLMEYENLERE
GİTSİN





Sevmek bazen söyleyecek
sözün varken
susmakmış
Sessiz onurlu bir direnişmiş, aslında bu
suskunluk Fırsat vermekmiş karşındakine Her insanın ikinci bir şansa
ihtiyaç duyacağını Bilmenin farkındalığı ile Soluksuz uzun bir
bekleyişmiş Bir şekilde telafi edilsin diye yapılan hatalar Olur ya
insanlık hali herkes yanlış yapabilir Diyerek yüce gönüllülük göstermekmiş
Ya da Hata değil de yapılanın Bitişini gösterdiğini bir aşkın
Yaşanılamazlığını ortaya çıkardığını sevginin Anlamamak için umutsuz bir
geciktirme çabasıymış Yüce gönüllülüğün ardına saklanan

Kıyamamakmış sevdiğine onun tüm yok
edişlerine rağmen Acıtan inciten dalların budanması yerine, Batmasına
izin vermekmiş gönlüne Vazgeçilemezinden kopmamak için Onun senden
çoktan vazgeçtiğini bilsen bile Ezen yok eden yakan bir suskunlukla
beklemekmiş

Sevmek, aslında sineye çekmekmiş
biraz da Hatta birini kandırmak değil, bilerek kanmaktır aşk diyenlerin
Ne kadar doğru söylediğini yaşayarak öğrenmekmiş
Sevmek bir kere
itiraf edildiğinde Darağacına giden yola itilmekmiş sevdiğinin eliyle
Yağlı ilmeklere kurban edilmekmiş çaresiz

Sevmek razı olmakmış, vazgeçilmeye bile
Kanar gibi yapıp her söylenilene -sessiz- Tutulmayan sözlere
katlanmakmış
Sevmek yanmakmış buzulların arasında Sıcak yatağında
yalnızlığına sarılarak donmakmış

Sevmek bazen söyleyecek sözün varken
susmakmış
 Adı''Sen''...
Yüreğime söz geçiremiyorum seni
özlemekten vazgeçmiyor,
Bitişini henüz kabullenmiş değil deli seviyor seni,gözlerini
sonra...
Unutamıyor gülücüklerini,yanagındaki kocaman gamzeyi.
Satır satır yaralıyorum kendimi,kalbim söz
dinlemiyor..
Üzüyor beni,seni sevmeye devam ettiği için küstüm ona,ama
kızamadım..
Sende kızma ona nolur öyle sevdi ki
seni içinden atması imkansız.
İnsan hiç kalbi olmadan yasabilir mi
? En sevdiğim çiçek
lale,ugurlu gunum cuma..
En sevdiğim yemek ıspanak.Ve tek aşkım sensin,ta
şuracıgımdasın..
Kalbimin tam ortasında oturmuş bana bakıyorsun,
daha önce söyledim mi bilmiyorum ama bakışların
sıcak cok sıcak 
Bakma öyle,yakma beni..
Al hadi bendeki seni,nolur daha fazla uzagıma kaçma..
Dedim ya yüreğim söz dinlemiyor,özlemekten
vazgecmiyor.. Sen de
kızma ona nolur,insan kalbi olmadan yasayabilir mi?

Kızma bana boşverlerim için...
Öldürseydin beni kollarında nolurdu sanki..
Gidişlerin gelişlerin kadar yakmıyor canımı..
Mutluluğunu yaşatıp beni sensiz bırakma artık..
En zoru bu..
Gücüm tükeniyor..
Dayanamıyorum..
Seni hissedip, sana dahil olamamak..
Susmak ve sessizce ölmek..
Canım yanıyor..
Konuşamıyorum..
Ne desem yerini bulmayacak..
Saçma geliyor senli sözlerim bile..
Hissetmek istiyorum seni..
Sadece seni..
"Ben" olmak istiyorum..
Senin olmak,
gözyaşlarını silmek istiyorum canımı yaksalar bile..
"Derdim dermanın olsun" istiyorum..
Bak!!
Yine istiyorum..
Git hadi!!
Gitsene..
Daha az yanacak canımız..
Ne duruyosun git hadi yine..
Ne oldu??
Susuyosun..
Bense gidiyorum bu sefer..
Arkama bakmadan..
Arkada bıraktıklarıma bakamayacak kadar güçsüzken..
Gidiyorum...
Gözyaşlarımı saklamıyorum...
Gerek yok ki!
"Gitme" demiyorsun bana..
"En acı soğuğunu çarpıyorsun"..
Ve sadece susuyorsun..
Kafanı kaldırıp uzaklaşan "bana" bakmıyorsun bile..
Filmlerde olur ya hep sevgilim,
ağlayarak uzaklaşırlar aşıklar birbirlerinden..
Onu yaşadık biz şimdi..
Senin haberin bile yokken..
Sen hala herşeyin oyun olduğunu düşünüp
gülümseyebiliyorken..
Oyunbozan olduğumu sölüyosun ya hep..
Ahhh..
Keşke gerçek olsa..
Keşke bozabilsem şu oyunu..
Ama senin canını yakacaksa oyunun sonu..
Boşver gitsin..
Kızma bana boşverlerim için..
Oyunbozanlıklarım için..
Hepsi..
Hepsi sadece senin için... 

GüzeL hayaLLeR kuRmuŞtum "SANA" daiR.. Sevdiğin olacağın günü bekLedim,, Canın oLacağım günü.. BeLki nefesin oLacaktım; SEN bittiğinde BENDE [bitecektim].. Ya da [qamzeLerin] oLacaktım.. HeR güLdüğünde ben doğacaktım tatLı tebessümLü yüzünde .. oysa Şimdi; Sadece aRkadaŞın ya da dostun ..! İmkansız oLmayan biR sevda'yı [imkansız] haLine qetiRdin .'! MutLu oLmam geRekiyoRdu bu sevda'da ! Seni bana böyLe anLatmıŞLaRdı çünkü.. Sevdiğini ağLatmaz,,yüRekLi demiŞLeRdi.. Sen sevmedin mi ki beni.. Ondan mı ağLattın ! Sevda'na Şans veRecek demiŞLeRdi..! UmutLandıRmıŞLaRdı [BENİ] .. Neden dedikLeRi oLmadı ! Neden bunLaRın hiçbiRini göRmedim [SENDE] ! YaRaLıydım zaten ben,, öyLesine deRin yaRaLaRa sahipti ki Şu güçsüz [YÜREĞİM].. Senden yaRaLaRımı [sarmanı] bekLeRken , Neden [YARALARIN EN BÜYÜĞÜNÜ AÇTIN]... ÖLümLe yaŞam aRasındaki ince çizgide cambazLık yapmama neden oLdu o yaRa.. [SENDEN] bana kaLan tek iz'di .. GüzeL hiçbiR Şey yaŞanmadı ki izi kaLsın.. Ben hayaL etmedikLeRi mi yaŞadım ! KİM ÜZGÜN OLMAYI HAYAL EDERDİ Kİ? [ÖfkeLiyim] [SANA] [GaMZeLiM] .. Eskiden yoLLaRa öfkeLi oLuRdum ! YoLLaR izi veRmiyoR [BİZE] deRdim.. YoLLaR kadaR [sende] SUÇLUSUN ! [ÖFKEM] vaR [SANA],, [TUTKUM] olduğu gibi ..


Benim tek bir felsefem var Olduğum gibi kabul edilmek Her zaman dimdik ayaktayım En iyisi için en kötüsüymüş gibi Hayat bana seçme şansı vermiyor Ve tüm süreklı yaralara rağmen Ben yinede dik olacağım Asım ama papaz değilim Zorluklara göğüs gerdim ama şehit olmadım Dimdik ayakta geleceğe doğru Yıpranmış olmama rağmen Özveriler Yapmam gerekiyorsa yaparım Asım ama papaz değilim Zorluklara göğüs gerdim ama şehit olmadım   O KENDİNİ BİLİYOR Ağladığını gördüm düşümde, Gözyaşına uzandım dokunamadım Bi' sigara yaktım ikimize, Dumanıyla birlikte seni çektim içime, Son nefeste haykırdım adını, Seni bulamadım. Ellerim ellerini aradı, Gözlerim gözlerine hasret. Aynı havayı soludugumuz yerlerde dolastım, İzine rastlayamadım. Şimdi sana son kez yalvarıyorum gel, Hani bırakmıstın ya beni bi ayaz gecesinde, Ben hala o gecedeyim gel,
Kokuşmuşlugumla, açlıgımla, sevdamla... Seni bekliyorum gel. Dayanmıyor bu yürek,ölümü ve seni özledim, Ne olur geç olmadan gel. Yorgun aksamlarda adını kazıdım duvarlara, Gülüşünü özledim. Gülüşünü özledim,gittin. Etrafa neşe saçan gülüşünü,
beni parçalayan gidişini özledim. Şimdi ölüm döşegindeyim, Vasiyetimi yazıyorum, Üstüme örttükleri yırtık ceketi yagmurlara, Cebimdeki son sigarayı aşıklara, Kalbimden süzülen gözyaşlarını sana bırakıyorum, Ve diyorum ki; El ele tutuştugumuz, Hasretle kavuştugumuz günlerin hatrına, ''AŞKINI HELAL ET AŞKIM'' |
March 23
You are everything I need to see Smile and sunlight makes
sunlight to me Laugh and come and look into me
Se
comincia tu
a dire che mi
amerai
sempre di più
il coraggio poi lo trovo
anch'io
per dirti ch'è
accanto a te
il posto
mio...
Ma
non lo farei
se non sapessi
bene
quanto mi amerai...
Troppe volte ho pianto e non
vorrei
un'altra volta dover perdermi per te
sì per
te...
Io ti bacerò,
ti accarezzerò,
se ti
lascerai fare...
Poi ti stringerò, (davvero)
e ti griderò
(ti amo)
tu, solo tu,
solo tu,
se cominci
tu
non mi pentirò...
Mai...
Ma proprio
mai...
Non l'ho mai detto
e se lo dico sono
guai
io ti amo ma fa finta che
non abbia detto proprio
niente
sai perché
Sì, perché...
io ti
studierò
e ti scruterò,
leggerò il tuo
pensiero,
t'ipnotizzerò (davvero)
e se tu mi vuoi (ti
amo)
tu, solo tu,
solo tu,
se cominci
tu
non mi pentirò...
Sì...
comincia
tu
e poi vedrai
non ci divideremo più...
Il
coraggio non abbia detto proprio niente
sai perché
Sì,
perché...
io ti
studierò
 Life.. has betrayed me once againgönlümün ÜLKÜSÜTHANK YOUElif Yasenya
| March 18
♥♥♥♥♥♥NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE♥♥♥♥♥♥
çatmıştı tüm siperler dolmuştu Çanakkale sanki bir çelikkale
olmuştu
 Kalleş çapulculara haklı bir vuruştu bu Benzeri görülmemiş
asıl bir duruştu bu
 Ne üstte ne başta var nede karınlar toktu Uykusuz
gözlerinde zerrece korku yoktu
 Damgayı vurmak için dünyanın
barışına Başladı Mehmetçikler şehitlik yarışına
 Sırtlanlar aslanlardan
dersini alacaktı Hakka tapan bu millet payidâr kalacaktı
 Zulme ve
sömürüye mezar kazılıyordu Bu bir savaş değildi tarih
yazılıyordu
 Yensek de yenilsek de zafer bize aitti Gündüz güneş gece
ay bu savaşa şahitti
 Hakka inanan asker yılmak nedir bilmezdi Şimdi
eğilmeyen baş bir daha eğilmezdi
 Günlerce kan döküldü toprağa oluk
oluk Vatan sağ olsun dendi verilirken son soluk
 Ölmeyi emrederek zafer
bizim diyordu İşte Mustafa Kemal işte kahraman ordu
 Haksız ve
adaletsiz bir savaş açmışlardı Çapulcular cepheden gizlice
kaçmışlardı
 Güneş bu topraklara doğarken yavaş yavaş Tüm mazlum
milletlere örnek oldu bu


ÇANAKKALE ŞEHİTLERİMİZİN RUHLARI ŞAD OLSUN
hatırlatma:
sözüm gaflet ve delalet içinde bulunan arkadaşlara; sözüm
milliyetçiliği toplumların soykökeninde arayanlara; sözüm problemin aslını
türk-kürt çekişmesinde arayanlara; sözüm pkkyı, şemdinliyi yaratanların dış
mihraklar olduğunu idrak edememiş olanlara; sözüm asıl düşmanın,
yıllardır
bu topraklarda yek vücut bir ulusu görmek istemeyenlerin olduğunun farkında
olmayanlara; sözüm benim asıl düşmanımın kürt kardeşimin eline o silahı
veren olduğunu anlamayanlara;
milliyetçilik: ırki tabanda birleşmek
değildir! milliyetçilik: alt/üst kimlikleri yaratan sosyal bi kavga
değildir! milliyetçilik: ümmetçilik, mezhepçilik değildir!
milliyetçilik: millet olmak demektir! milliyetçilik: vatanı sahiplenmek
demektir!
devletinizi ve devlet adamlarınızı her daim eleştiriniz,
uyarınız.
Ancak; devletinize asla sırtınızı dönmeyiniz!
dış mihrakların,
vatana hıyanet edenlerden önce geldiğini unutmayınız.. siz birbirinizle
dalaşıp dururken, onların aç köpekler gibi beklediğini hafızanızdan silmeyiniz..
kürt kardeşlerinizi kucaklayınız, bu topraklar üstünde yekpare olunuz..
asıl savaşımız elimizde silahlarla dağlarda, ovalarda çatışmak değil;
her türlü politik
zeminde tüm dünyaya tek bir millet olduğumuzu göstermek olmalıdır..
anadolu topraklarının
kardeş kanıyla sulandığı günler artık bitmelidir..
MİLLET OLUNUZ!
ağzınıza sakız yaptığınız
"Ne Mutlu
Türk'üm Diyene" lafı Mustafa Kemal'in ağzından; "Türk demek;
Türk milleti
demektir. Ne mutlu Türk'üm diyene"
şeklinde duyulmuştur.
Bunu unutmayınız..
VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN!

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİMİZİN VE
BU GÜNE KADAR BU TOPRAKLAR UGRUNA ŞEHİT OLAN BÜTÜN ŞEHİTLERİMİZİ SAYGIYLA ANIYORUZ.RUHLARINIZ ŞAD OLSUN
gönlümün ÜLKÜSÜ ABLAMMA THANK YOU
February 03


Aylar önce bir gün seninle konuşurken
konuşma sırasında ebedi aşk ucunda ölüm varsa
o en hararetli anında öleceksen
var demiştin.
Sanki benim tepkimi öğrenmek içindi. Kim bilir..
Sen bana açıkça
sormamıştın
ama ben sormanı beklemeden kısa bir sessizlikten sonra gözlerine
bakarak,
ben senin yanındayım ve SENİNLE HERŞEYE
VARIM demiştim, hatırlıyor
musun?..
Seni bilmem
ama ben bu cümleyle ebedi aşkı sende bulduğumu
haykırıyordum,
yüreğimin atışlarına karışan sessiz bir çığlıkla.
Neden bilmem
ama
bu ebedi aşkı gözlerimle bakışlarımla davranışlarımla
sevgimle anlatmaya
çalışıyorken
kelimelere dökemedim bir türlü..
Büyünün bozulmasından korktum
belki de.
Ya sen? Ya sen... Ebedi aşkı buldun mu?
Bende yada benden öncekilerde?
Yanlış anlama sakin sorgulayıp yargılamıyorum seni.
Bir hesaplaşmada değil bu,
bu sorunun cevabini verip vermemekte özgürsün.
Karar senin. Paylaşmak istersen
ben buradayım..
Simdi; aramıza giren çaresiz ayrılıktan beri
her düşüncemde bu
cümlenin yer aldığını beynime kazındığını bilmeni isterim.
Neden mi? Ebedi aşk
ucunda ölüm varsa vardır.
Senin de dediğin gibi fedakarlık ,
karşılıklı anlayış ve
saygı üzerine buna ben cesaret ve dürüstlükte eklemek isterim ..
Ama ben bu
ebedi aşkı sende bulamadım dersen
başka bir insana incinip kırılacaktır bir gül
gibi. Arkasına bakmadan çekip gidecektir belki de,hakli olarak.
Kim bilir.. Ama
bu sözü olduğu gibi bana söylersen
sen beni terk etmedikçe bil ki ben seni
bırakmam.
Çünkü; aşk ne gurur dinler nede şuur.
Bir hercai olarak(evet hercai
bana kalırsa sen tam bir hercaisin
sana aslında en yakışan isim die düşünüyorum)
iyi bilirsin bu duyguyu yüreğinin kapılarını sonuna kadar açabiliyorsan
ebedi
aşkı hissedebiliyorsan iste o zaman varsın demektir.
Su anda her ne kadar
savaşsam da yokluğunla,
kalbimin kapılarını sana sadece sana evet yıllar sonra
sana açtım
hem de sonuna kadar açtım usulca korkusuzca..
Kendimi
sana verdim sınırsızca..
büyülü atmosferinde sana olan sevgimi düşlerle
bıraktım kollarına..
Kimseler ama kimseler sevemez seni benim sevdiğim kadar.
Ne
kadar mı seviyorum seni?
Hiç pişmanlıklarım olmadan hiç tereddüt etmeden
ömrümü
sana verecek kadar die bilirim ki biliyosun
hayatın ve yaşamın ne anlama
geldiğini çok ii bilirim..
Gökyüzündeki en parlak yıldızın
sana
olan sevgimin simgesi olduğunu düşündün mü hiç?
Sen öyle bir şeysin ki askımsın,
fırtınamsın özlemim, çaresizliğim, yıldızımsın.
En önemlisi sensin
Bir ressamım
düşüncelerini tuvale gölgelemesi,
bir müzisyenin yüreğinden aldığı güçle
hissettiklerini notalara melodilere dökebilmesi gibi bir şey
seni kalbimde
taşımak.
Seni sevmek, seni ölesiye sevmek...
Bir gün geleceksin değil mi?
Düşlerimde büyüttüğüm essiz sevdamın sahibi...
Şimdi anlayabiliyor musun BEN
SANA ÖLÜRÜM dediğimde :))
gerçekten ölümle dans
edebilecek kadar yüreğim vardı..
biliyordum bu sevdanın
bana
hastalığımı yenileteceğini yaralarımı açacağını biliyordum...
Hani derler ya
bile, bile kumar oynadı hayatıyla die işte tam da öle oldu...
Aaaa
şunu da bilmek lazımm aşk demek,
sevgi demek hayatı alt üst edecek
kadar karmaşalar yaratmak değildir
insan bilmeli ki ulaşabileceği kadar elini
uzatmalı bana göre
ve karşıdan da uzanan ele ulaşabildiği kadar ulaşmasını
bilmek
ve beklemek lasım yalansız dolansız oyunsuz bekleyip
bekletmelidir....
SEVGİ YÜREK DANSIDIR
SEVGİLİ AYAK DANSI
DEĞİLDİR.
Sevgi duygularınla
yüreğinle dans eder
en romantik en çılgın dansları onunla
yapabilirsin.
Ayaklarınla yaptığın dansa sadece ayak oyunları karışabilir.
Bir çok
insan ayakları ve kavalyesi ile dans eder.
Ama ben duygularımı yüreğimi koyarım
bu çılgın aşk dansına.
Dedim ya
sevgili “SEVGİ YÜREK
DANSIDIR”.....  Sensizim

Her yerde hayalin var, sevdan kanımda. Sensizim
diye, sığmıyorum bir yere. Sarılmak istemiştim, yoktun yanımda.
Resimlerini öptüm! Binlerce kere...
 Sevdan bir deli rüzgar, bağrıma esen. Bakışın bir destandır;
nefesler kesen. Şu umutsuz aşığa bir ''-Evet! '' desen; Senin
ayaklarına, Dünya'yı sere.
 Hasret dediğin, ölümden de beter ki. Şu ömür dedikleri, gün
gelir biter ki. Sen dile Meleğim! Sen iste yeter ki; Bu can, senin
yoluna; canını vere...
 Uyku
tutar mı, gece hasret çekeni? Bir yangının alevi, sarar bedeni. Nasıl
isyan etmem ki? ''-Çaresiz Ben''i: Şu diyardan-diyara, atan kadere!
![th_6blbjk8g[1]](http://byfiles.storage.live.com/y1pTXWN2ofhGqYFNipfl7b-lHA1a3r0CWODK-gGQFG-3OaadGWHyFmFr4xJ4VMY-JOOqVbJrTt_9h0)
Gene aynı yerden yazıyorum sana...
Sen aynı yerde misin bilinmez.
Sevgilim gidişinin arkasından aylar geçti,
yıla döndü. Belki geleceksin diye
bekledim. Gelecek misin? Giden unutulurmuş
bebeğim.. Ben unutamadım, gidişinden sonra çok ağladım, sensizliğe dayanamadım, sensizlikte yandım. Sonra elime
kalemimi alıp hep sana yazdım.
Kitaplığımda çok şiirlerim var, çok sevdaları
anlatan yazılar, hepsi sana... Aslında sen
unutulursun, gidenlerin hepsi unutulur ama ya yaşananlar... Unutmaya
çalışırken hatırlana o anlar.. Sana bunları hatırlatıyorum ben unutmasam da
belki sen unutmuşsundur diye...
Ağlamıyorum da artık çünkü sen öğrettin bana
gülmeyi, sen öğrettin bana hayatla alay etmeyi...
Bana o kadar şey öğrettin ki,
beni baştan yaratan sen oldun.
Şimdi nasıl unutayım, kendime baktıkça
hatırlıyorum seni...
Şimdi seni çok özlüyorum çok...ama biliyorum sende
unutmadın beni gittiğin yerlerde...gözünde arkada olmasın sevdiğim beni
bıraktığın yerde yaşıyorum seni...
Sensizlikte zor
çekilmiyor ama bunu bile öğrettin bana...
Daha neler neler öğrettin... Tek başıma yaşayabileceğim bir aşk bıraktın bana... Sen bana güzelliği,
doğruluğu bıraktın ve bir gün beni arasan aynı yolda bulacaksın.
Senden
sonra ayakta durmakta zorluk çektim, farkındasın biliyorum ara sıra yıkıldım.
Şimdi ayakta durabiliyorum ama arada seni yanımda istiyorum.
Bir arıyor sesini
duyuyorum, yüzünü görmesem de rahatlıyorum. Sana bir defa sıkıca sarılmak
istediğimi söylüyorum. Dayanamayacağını söylüyorsun. Şimdi sensiz yollardayım,gelmeyeceğini bilsem de beni bulunmayan bir
dürüstlükle sevdiğini ve hep seveceğini
biliyorum....

Seni sevmek, bana
hayatın ne kadar anlamlı, nefes alıp verişimin bana verilmiş kocaman bir hediye
olduğunu gösterdi. Sabahları yeni güne kocaman bir gülümsemeyle başlamanın
tadına vardım. Hiç bir zaman bir anlam yüklemeyi başaramadığım yıldızların
hepsinin artık başka başka bir sürü anlamı var.
Onlara her baktığımda; birsinde
gözlerini, birisinde gülüşünü, bir diğerinde ise senin bana hediye ettiğin
yaşama sevincimi görüyorum.
Ve onlara her baktığımda Allah’ıma binlerce defa
şükrediyorum.
Beni senin gibi bir hediyeyle mükafatlandırdığı ve seni hayatıma
soktuğu için...
İnsanın hayatta kendini şanslı hissetmesi kadar güzel bir şey
olamaz herhalde! Benim de kendimi şanslı hissetmemi sağlayan sensin. Senin
sevgin...
Sen doğan yeni günüme en büyük sebepsin.
Seni sevmek sanki bütün dünyaya kafa
tutmak,
bütün kötü şeyleri pembe görmek...
Hoş sen yanımda olduktan sonra
gerekirse dünyaya da kafa tutarım.
Bilirim ki sevgin, aşkın yanımda.
Bilirim ki
düşsem de, yenilsem de beni kaldıracak olan eller senin ellerin... korkmam bu
yüzden.
Çünkü sevmenin ne kadar güçlü, ne kadar yüce bir duygu olduğunu sen
öğretin bana... Seninle birlikte yeniden doğdum ben, seninle emekledim, seninle
yürüdüm,
ilk sözcüklerimi senin yanında söyledim. ilk göz yaşlarımı senin için
döktüm.
Anlayacağın hayatımı seninle en baştan yaşadım,
her şeyi sende temize
çektim ben. Hatalarımı, günahlarımı, aşklarımı... ![trennlinie1da3ef[1]](http://byfiles.storage.live.com/y1pTXWN2ofhGqYdpfxi-1io8yr45vNxztENrybDuaEhCUmllAriCzhQXV8DEUI3VWRtwiu4O70FwHI) Tek korkum seni kaybetmek... Senin
beni,
sadece ikimiz için kurduğum dünyamda
dünyamızda tek başıma koyup gitmen.. .
tek korkum her yeri seninle,
kokunla dolu olan bu yerde beni senden,
senin o
güzel gözlerinden mahrum bırakıp gitmen. Ben senin gözlerinin içinde boğulmaya
razıyım. Yeter ki bana olan sevgin, aşkın eksilmesin
dilinden...
![90420bgiax8kzqxzq3lk8[1]](http://byfiles.storage.live.com/y1pTXWN2ofhGqZjKIgPc8go_UfBL80h7iOyu_mNtlvq4NnK-u0uqSgnwTjhYklSFEOQOtrE-XXqCgM)
 
| |
January 31 |
|
  sevgiliye.. Gözlerinin
gözlerime deydiği o ilk anda çatırdattın yüreğimin aynasını. Yüreğimin
sevmekle görevlendirilmiş en hassas noktasına dokundun seni gördüğüm
gün. Ruhuma beni seveceksin diye emir veren kıdemli asker gibiydi güzel
gözlerin. Kirpiklerinin her bir teli, beni göz hapsine aldığında nöbet
tuttular kaçmamam için. Oysa yeryüzünün en mutlu esiriydi o an
gözlerinin esiri olan gözlerim. İşte o günden beri sen ve ben yokuz,
biz varız, deli dolu sevgimiz, unutulması güç anılarımız var. Şimdi
senin sesinden defalarca dinlediğim şiirin dizeleri çınlıyor
kulaklarımda. Sevgileri yarınlara bıraktınız? Biz bırakmadık, bitmeyen
işler yüzünden yanlış tanımadık birbirimizi. Doğan her yeni gün bizim
için el değmemiş yepyeni bir tuval oldu. Her defasında farklı bir
şekilde birbirine karıştırdık ruhumuzun renklerini. Bir fırça darbesi
senden, sonraki benden. Bendeki kırmızı sende ki beyazla, ikimizin
pembesiyle hatta bize ait olmayan siyahla harmanlandı çok zaman. Ne
çıktıysa ortaya ikimizin eseriydi. Mutluluk, hüzün, tutku, özlem,
sevgi, aşk tabloları çizdik beraber. Düşünüyorum da ; ne çok şey
yaşadık seninle ve ne çok güzel şeyi sığdırabilmeyi başardık geçen
zamana. Şimdi sana ait ne varsa aşkı çağrıştırıyor bende. Senin kokun
beraberinde aşkı getiriyor uzaklardan. Her sözünde bir aşk hikayesi
saklı haberin yok. Gözlerin! Gözlerin ölümsüz aşk şarkılarına ilham
verecek güzellikte. Bundan olmalı ki; uzun zaman aralıklarında
düşünüyorum seni. Bir şeylerin ertelenmiş halisin sen. Tüm
sıkıntılarıma mola verdiren dakikalarda saklı senin hayalin. Ne zaman
aklıma gelsen aydınlanıyor karanlıklarım. Umutsuzluklarımı,
korkularımı, mutsuzluklarımı göz ardı edip, seni düşünüyorum büyük bir
haz duyarak. Henüz kendime dahi izah edemediğim bir duygu bu. Adını
koymayı başaramadığım, daha önce yaşanmamış türden duyguların
başkahramanı oldun sen. O, zırhlara bürünmüş, kabuğunun çatlamasından
korkan adamı yok etti geçen zaman. Zırhlarını eritti aşkın ateşi, şimdi
kırılan kabuğun altında yatan seni yaşıyorum günbegün. Nasıl sıcaksın,
nasıl sevgi dolu, ne kadar şefkatli ve ne çok sevilmeye değer. İşte bu
yüzden beni sana getiren adımlar birbirleriyle yarışıyor çoğu zaman. Sırt çantama ikimize de yetecek kadar umut, mutluluk ve tebessümü
sığdırarak geliyorum yanına. Ve sen yalnızlığımın üstünü örten sıcacık
bir sevgi oluveriyorsun içimde. Bana dost oluyorsun, bana yoldaş, bana
sırdaş oluyorsun, bana yar, bana yar oluyorsun daha ilk günden beri. Şimdi
sen yanı başımda şarkılar söylüyorsun, gitarının telleri ağlıyor, ve
ben yazıyorum. Sana ve seni yazıyorum bu gece, dinle sevgilim dinle? Bastırılmış duyguların, eğitilmemiş ruhların, sindirilmiş yüreklerin harcı değildir aşk. Sınırları
önceden belirlenmiş sevdalara örnek olalım diye zorladım sınırları. Tel
örgüleri aştı, mayınlarla çarpıştı yüreğim seni sınırsız sevebilmek
için. Sende kendimi buldum ben. Bendeki seni sevdim delice. Şimdi
ikiniz beraber büyüyorsunuz, bir sen birde sevda. Bak; her şeyden
geçtim, cevabını bilmediğim sorulara yanıt aramıyorum artık. Nereye
varacağımızı bilmesem de huzurla aynı yolda yürüyorum seninle. Dünü boş
verdim, yarınlar önemini çoktan yitirdi yanında olduğum bu günü
yaşarken. Belki sonu olmayanım belki de sonsuza kadarımsın kim bilir? ?
Seni Seviyorum?
 
her şey gönlünüzce olsun.aeo.kib.(((zafer.cemre)))
Ben seni hiç sevmedim ki
Durgun akşamlarda söylediğimiz şarkıları sevdim
Bir çiçeğe gülmeni, bir güle benzemeni sevdim
Birde yıldızları sevdim
Eylül akşamlarında gelip,
Gözlerinde tutulan.
Ben seni hiç sevmedim ki
Beni yola koyduğunda ayrılmayı sevdim
Kurşunları sevdim beni vurduğunda
Ağlamayı sevdim unuttuğunda
Yalnız olduğumu anladığımda
Ayakta kalmamı sevdim
Yıkılmamı sevdim seni hatırladığımda
Ekmeği sever gibi sevdim sensizliği
Su gibi özledim Temmuz güneşinde sesini
İkindide yağmur gibi
Geceleyin yağan yağmur gibi sevdim seni sevdiğimi
Ben seni hiç sevmedim ki
Kuşlara şarkılar öğretmeni sevdim
Menekşeyle konuşmanı
Nisan'a hatırlatmanı
Baharın bir adının da yalnızlık olmadığını
Düştüğün zaman kanayan yaralarını
Ve tuhaflığını üşüdüğün zaman
Sakız satan çocukları
Yeni çıkan şarkıları
Her kaybettiğinde kazanan yanlarını sevdim
Denize düşmüş gül gibi düştüm ateşe
Ben yangını sevdim yandığım zaman böyle işte
Ben seni hiç sevmedim ki
Bir gece bir ceylan indi dağdan kalbine
Bir gece bir şiir gibi kibrit alevinde
Alemin ortasında, kimsesizliğin sesinde
Buğusunda sabahın, acımasızlığında ahın
Ağlayan yüzünde İsa'nın
Ferahlatan gücüyle duanın
Korkutan yanıyla nar'ın
İncenin, zeytinin ve kalbin üstüne
Gülün üstüne
Tutunduğum umudun üstüne
Korkunun üstüne
Hep senin üstüne, hep senin üstüne
Ben seni hiç sevmedim ki
Gittiğin zaman gitmeni sevdim
Evreni sevdim geldiğin zaman
Kalmanı sevdim
Korkuyordum sana alışmaktan
Yine de sevdim gülümsemeyi
Mendilimi sallarken, seni götüren trenin arkasından
Kırlara ilk kar düştüğü zaman
Ölümünün ne güzel olduğunu sevdim
Seni içimde öldürdüğüm zaman
Ben seni hiç sevmedim ki
Durgun akşamlarda söylenen şarkı neyse
Bir çiçeğe gülmeni, bir güle benzemeni sevdim
Birde yıldızları sevdim
Eylül akşamlarında gelip,
Gözlerinde tutulan.
Düştüğün zaman kanayan yaralarını
Ve tuhaflığını üşüdüğün zaman
Sakız satan çocukları
Yeni çıkan şarkıları
Her kaybettiğinde kazanan yanlarını sevdim
Denize düşmüş gül gibi düştüm ateşe
Ben yangını sevdim yandığım zaman böyle işte
Ben sevdim mi adam gibi severim

"Hasret,
ümidin azaldığı yerdedir. Dağlar iner düzlüğe, bir hayalin ardından.
Kimi zaman şiirde, bir şarkı nakaratında,
bazan en gaflet anında
sitemin, firakının yaktığı dayanılmaz demlerde,
kelimeler istemem yâr.
Susarsan da gel. Gelmen için birçok şey bahanedir. Sözgelimi gamzen:
Senin
gamzen, güldükçe gönlüne salınan bir kovadır, âb-ı hayat suyuna
daldırılan. Zerk ettiğin gün gülüşünün en vefakârını dermandan düşen
damarlarıma, hayata yeni baştan başlayacağım. Son adımımı atmadan gel.
Yaşlanmadan, ak düşmeden saçıma.
Çokluklar çoktan bitti, azlarla
gel.
Yağmurun çisilinde, rüzgarın melteminde. Ay tutulmasıyla.
Dalıp
gittiğin okyanuslardan çıkıp, bir albatrosun beyaz kanatlarına
tutunarak gel.
Sebepler bul gelişine.
“Özledim” de, “uğradım” de, “aslında gelmiyordum, yolum düştü” de de gel.
Ya
da sebepsiz gel, hikmetsiz. Neden geldiğini değil, nasıl geldiğini
söyle sadece.
Yoruldun mu, acıktın mı, üşüdün mü…
Sormam başka kelime. İnceden
inceye nakşedince her sabah gözlerime, umudun çiçek açan kutlu vuslat
gününü, görmez oldum sen gayrısını. Ateşten çaputlara dilekler
eklemekse gelişin, yakarak gel dilek ağaçlarını.
Ben, sanma ki
bıktım bu intizardan. Sabırla beklerim.
Ama sen yine de nasıl
geleceksen gel işte. Düşünceler çokdan bitti, dost. Düşünmeden gel"


bu video için gönlümün ÜLKÜSÜ canım ablacığıma tşkrler((cemre))
ADIN BATSIN SENİN ADIN.!!!

yüreğime bir gül çizdim kanlı yaş ile
yaktın beni küle döndüm dumana döndüm
nasıl edem nere gidem dertli baş ile
bilemedim teli kırık kemana döndüm
canım aldın, can evimden vurdun ya sende
küstüm sana, faydası yok, geri dönsen de
sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın
sen de vicdansız çıktın adın batsın
zaman ola devran döne sen de çekesin
yitiresin umudunu heder olasın
aşka düşe kahrolasın candan bıkasın
ömrün boyu bir kez olsun gülmeyesin
sen ki beni rezil ettin yedi cihanda
yalan oldum talan oldum senin sayende
sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın
sen de vicdansız çıktın adın batsın
beni özleyince bir nehir yatağını bulsun
kor düşsün dağlarına, ceylanlar suya insin
sesime bakıpta ağlıyorum sanma
seni özleyince böyle olsun birazda
ayrılıversin yaprak dalından
insan sevdiğinden ayrılıversin
kan damarımdan can pazarından
adam baharından ayrılıversin
dağda dört mevsim erimeyen kar varya
yokluğum öyle erimesin
sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın
sen de vicdansız çıktın adın bats
yüreğime bir gül çizdim kanlı yaş ile
yaktın beni küle döndüm dumana döndüm
nasıl edem nere gidem dertli baş ile
bilemedim teli kırık kemana döndüm
canım aldın, can evimden vurdun ya sende
küstüm sana, faydası yok, geri dönsen de
sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın
sen de vicdansız çıktın adın batsın
zaman ola devran döne sen de çekesin
yitiresin umudunu heder olasın
aşka düşe kahrolasın candan bıkasın
ömrün boyu bir kez olsun gülmeyesin
sen ki beni rezil ettin yedi cihanda
yalan oldum talan oldum senin sayende
sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın
sen de vicdansız çıktın adın batsın
beni özleyince bir nehir yatağını bulsun
kor düşsün dağlarına, ceylanlar suya insin
sesime bakıpta ağlıyorum sanma
seni özleyince böyle olsun birazda ayrılıversin yaprak dalından
insan sevdiğinden ayrılıversin
kan damarımdan can pazarından
adam baharından ayrılıversin
dağda dört mevsim erimeyen kar varya
yokluğum öyle erimesin
sende vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın
sen de vicdansız çıktın adın batsın 




| November 30
"Şimdi söyleyeceklerimi yuttum , Yüreğim konuşsun harf harf…"
Ey dudaklarına sirayet etmiş son(ları)baharı silemediğim,
Sen beni yüreğimin cümlelerini sıvamış dudaklarımı “ suskunluğa” teyemmüm etmekle suçlamaktasın ?
Yoksa gözlerindeki hayat rengini yüreğimdeki ölümle süslenmekle mi itham etmektesin ?
Belki de beni çoktan gitti bilmektesin belki de başka yüreğin terini silmekte görmektesin.
Beni nerde kimin huzurunda el pençe divan durmuş düşünsen de ben aynı yerdeyim.
Suskunum ya, içindekileri okur gibiyim.. 
“ Bir gün bitecekti…Bitti..Aç gelmiştin, sevgime doydun ve gittin…”
Gitmedim..Bitmedim..Ölmedim ey sevgili…
Ey avuçlarıma düşen tek dua,
Ne çabuk unuttun gözlerinden izlediğim denizi ?
Ne çabuk bitirdin sana olan sevgimin büyüklüğünü..
Ben sana dua genişliğindeki sevdiğim demişim…
Bırakır mıyım seni, ölmedim daha..Öl(e)medim. Daha da ölmeyeceğim..
Gözlerine bulutların özgürlüğünü bırakmadan koşmak yok babama..Daha da bitmeyeceğim..
Ellerine Cennet çiceklerinin kokusunu hediye eylemeden varmak yok ..….
Ey gökyüzünü gözlerinden kanatlandığım,
Daha kaç nehir kuruyacak yüreğimin sensizliğinde..
Her sustuğumda daha kaç kez kıyameti yaşayacaksın yüreğinin debisinde..
Şimdi kelimelerin ucunda üşümekteyim..  Dokun bana / gözlerinde ölsün ölüm…Sar beni / yüreğinde büyüsün gülüm… Seni tanıdığımdan beri hiçbir zaman yolumu / yüzümü senden başka bir adrese çevirmedim.
Adından başka hiçbir cümleye yataklık etmedim ben.
Evet kabul ediyorum suskunluğa meyil etmiş yollarım oldu ama asla senden vazgeçmedim.
Bir miktar umut, bir dirhem mutluluktu istediğim..
Ve mavi bilyelerimi gözlerinden Cennete yuvarlamak , bezden bir bebeği senin kollarında görme arzusu…
Sonra ıslak saçlarını ellerimi bir tarak misali kabul edip delice taramak…
Sonra gözlerinden savrulmuş en sıcak gözyaşlarını gırtlağında yakalayabilmek..
Seni “ sona “ hazırlamak değil, yeni bir umuda koşturmak…
Cebinde sakladığın kaybedilişleri reddetmek seni bende yaşatarak..
Siyah’a olan sevişlerini sana unutturup sana adın genişliğine denk gelen yedi rengi ispat etmek gözlerimde…
Hatırlıyorum da “ sana inat gitmeyeceğim “ dediğin günleri…
Ben de suskunluğumun yamalı haliyle haykırıyorum ki “ seni çok seviyorum “…
Nerde bilirsen bil beni..Kimin yanında, kimin yamasına yüreğimi yama yaptığımı düşünsen de ... Ben bir sana verdiğim bir dua’nın kavgasındayım…. Bilsen de bilmesen de….  ------------- Kapattım tüm kilitleri üzerime… Tek sen varsın tutunduğum.. Tek sen mevcutsun bu yürekte… İster beni suskunluğun safında son görevimi yapmakta bil.. İster dua’ya durmuş yüreğimi, ölüme kavuşmaya gittiğimi düşün… Bilsen de bilmesen de… Ben seninim dudaklarımdaki en büyük duam….



Acıyı görmek mi istiyorsun? Gözlerime bak! Dudaklarımda söyleyemediğim sana ait duyguları, Bana her fırsatta bıraktığın yokluğunun acısını fark edeceksin. O zaman anlayacaksın acının sende ne kadar masum durduğunu. Ayrı yetişmiş güllerin birbirine hasreti gibi, Umutla kurudum sensiz. Ve sen hiç gözlerime bakıp beni sevdiğini söyleyemedin. Oysa sırf bu kelime için kurduğum hayallerdi beni hayatta tutan Bir boşluktan içeri girdim her gece, Senli düşlerden sensiz karanlıklara süzülür gibi. Ellerin nasıldı? Küçük müydüler? ve parmakların ince uzun mu? Parmaklarını parmaklarımın arasında hissedip, Seninle sahil boyu denizi hiç fark etmeden bir birimize bakıp yürüyemedik. Gözlerinin yeşilinde geleceğe dair hayaller kuramadan, sadece umut ettim gözlerini görebilmeyi. Ve o gözlerinde ki ışıltıyla karanlık gecelerime yol göstermeni istedim.Acıyı görmek mi istiyorsun. Gözlerime bak! Ve yaşanmamış boşa geçen anların hüzünlü şiir'ini oku, Kirpiklerinden sıyrılıp yanaklarına düşen dizelerimde. Bensiz yattığın o yataklarda benli hayaller kurma artık. Sabahlara merhaba derken beni seven bir şair var deyip gurur duy sadece. Ve hiç bilme o şairin senin için her gün defalarca öldüğünü. Ve bil ki insan sevdiğiyle beraber olacak mahşerde. Tek avuntum bu şimdilik. Dünyada olamadığım anları mahşere bıraktım ben, Ben seni bu dünyalık mı sevdim sandın? Ölüm'müş,terk edilişmiş umurumda değil,gelme istersen. Nasılsa bir gün hayat biletimi kestiğinde, Kavuşma vakti olacak benim için ölüm. Dudaklarımda ki acı tat? Yoksa acı bir tebessüm mü olacak sana ulaşmayı beklemek? Ne yazık hiç bilemeyeceğim. Acıyı görmek mi istiyorsun? Gözlerime bak! Sen uzakta çok uzakta Bensiz bir yaşamın anlamsız günlerini yaşamaktasın, Benim gibi. Seni seviyorum, Gerçeğin ta kendisi bu iki kelime, Sırf dudaklardan çıkması istenen değil de İçimde taaa içimde senin için atan bir kalbin feryadı, Haykırışı bu sevdiğim. Sana ulaşamasam da, Biliyorum ki zavallı kalbim Sana ait her şeyi saklıyor en gizli yerlerinde Kanlı ve uykusuz gözyaşlarımın Her gece aynalardan süzülmesi gibi acı veriyor uzaklarda oluşun. Biliyorum beni sevdiğini Acıyı tattığını da benden uzaklarda Ama hiç bana sana ait bir şeyi vermedin? Acı tek taraflı olsaydı, Ne yürek dayanırdı ne yaşamın bir anlamı olurdu. Ama yokluk kötü sevdiğim.Bir beden olmak isteyen yüreklerde ayrı ayrı yaşamak kötü. Sana her fırsatta koşmak isterken beni durdurmaların, Yüzüne hasret kaldığım günlerde Beni ısrarla kırışlarını hiç anlamış değilim. Eminim yine okuyunca bu şiirimi büzeceksin dudaklarını Ve eminim ağlayacaksın. Ağlamak seni ben yapar sevdiğim Ve beni sen yapanda içimde senin için yanan bir kalple yaşamak. Her gün Üsküdar’da oturup kendimi dinlerim Oysa konuşan sendin hep benimle, Ne martıların vapurlara takılışı, Ne işportacıların bağırışıydı fark ettiğim. Ben denizi seyrederken gözlerinde boğulmayı sevdim. Yosun tuttu gözyaşlarım sensizliğin dalgalarında. Gözlerim ve ben her Üsküdar’a inişimizde Bir gün seninle bir bankta oturup Sadece ve sadece hiç konuşmadan gözlerine bakmak istedik. Kaç zamandır bir hüzün dolaşıyor odamda. Duvarlar bir şeyler söylüyor sanki Adım adım yok oluşumu izliyorum Her batan güneşin karanlığı getirmesiyle. Sabahlara kadar uykusuz gözlerimle uzaklara, karanlıklara bakıyorum mütemediyen Kayan her yıldızda tek bir şey diliyorum? Ve Senin için yalvardığım namazlarda secdeye kapanıp Rabbime ettiğim dualarım, Tuttuğum dilekle aynı olması ve sonra umudumu yitirmeden Rabbimin bir bildiği var deyip Kabul olmadığında dualarımın Tekrar tekrar yalvarmalarım. Seni okyanusların diplerinde Bir midyenin içinde ki İnciyi görme ihtimalimin olmadığı gibi kabul ettim aşkım Ve seni hiç ulaşılamayacak dağların zirvesinde Koklayamayacağım bir çiçek olduğunu fark ettiğimde Tek bir şey düşündüm?Dokunamadan tenine, Öpemeden öpülesi dudaklarını mahşere erteledim vuslatı. Ben o kargaşada ne yaparım bilmem ama İnsan mahşerde sevdiğiyle beraberdir derler Seni seviyorum meleğim. Acımasız olan ne sensin ne de ben, Bize gümüş tepsiyle sunulan hüzünlü bir hayat sadece Ve kabul etmesi zor olan bu ayrılıklara katlanmak sanırım. İnsan yaşamın değerini Yüzü ve kalbi güldüğünde anlıyor Anlıyor ki ölüm sadece toprağa girmek değil Ve nefesi kesilene kadar yaşadığı her şeyin Gözlerinin önünden geçmesi değil. Ölüm sensizliğin sadece yaşarken verilen cezası sevdiğim. Seni bulduğumda sevgi anlam kazandı Her anımsadığımda yaşamamım oldu gülüşlerin Hiç tükenmedi içimde senin için yanan ateş Ve ben o ateşle yanmayı, Sırf seni sevmek olduğu için İnan bana çok sevdim. 
Oysa Doğum günüme sadece bir kaç gün kalmıştı Eğer yanımda olsaydın Yaşama daha bir sıkı sarılacaktım.. Şimdi ölüm ne anlam taşıyor? Yaşamak ne anlam? Hiç anlayamayacağım Sensiz bedenim toprağa girmedikçe 
| Kimden:
|
|
|
gönlümün ÜLKÜSÜ |
|
| Konu:
|
(konu yok) |
| Gönderme tarihi:
| 14 Kasım 23:58 |
HER ŞEY GÖNLÜNCE OLSUN ABLASININ BİRTANESİ..
SANA HAYATIN BOYUNCA SAGLIK,BAŞARI VE SONSUZ MUTLULUKLAR DİLERİM ELİFCİGİM....
SLM VE DUA İLE KAL GÜLÜM.ALLAHA EMANET OL..HAKKINI HELAL ET GÜLÜM....
SENİ VE CEMREYİ ÇOK ÖZLEDİM İNŞALLAH ÇABUK DÖNERSİNİZ
ÇOCUKLARDA ÖZLEMİŞ BİRTANEM SENİ SEVİYORUM GÜLÜM ÖPTÜMMMMM.KİB
October 19
Alıntı
MEHMETÇİĞİ VURAN DÜŞMAN DEGİLSE KİMDİR BAŞBAKAN ???SİZCE AMERİKA KATİL DEGİLMİDİR ???????????????



Koskoca başbakan söyleyiverdi Mehmetçiği vuran düşman değilmiş Dağdaki itlerin ne imiş derdi Kancık pusu kuran düşman değilmiş
Üstüne gitmeyip kanlı illetin Hukuk düzeniymiş adı zilletin Yirmi dört senedir yüce milletin Yüreğini buran düşman değilmiş
Sizde değil bizde açılan yara Neden “Düşman” dedik Yunalılara Ülkenin ufkunda kara mı kara Bulut gibi duran düşman değilmiş
Beyaz’la dolarken itlerin cebi Bizlere sunulan zıkkımın dibi Fransız veyahut ermeni gibi Askerimi kıran düşman değilmiş
Siyaset yürümez herze yemeden Temiz süt çıkar mı kirli memeden Kadın yaşlı çocuk bebek demeden Kanımıza giren düşman değilmiş
Gaf ile gaflettir beylerin ünü Ancak aptal olan unutur dünü Fasıla vermeden Allah’ın günü Türkiye’yi geren düşman değilmiş
HİDDETÎ’nin sözü yoktur oduna Eşkıya doymuyor kanın tadına Petrol kavgasında batı adına Ordumuzu yoran düşman değilmiş
 ,
MEHMETÇİK KİMDİR??? SENDE ÖGREN BAŞBAKAN.....

Bu mektup güneydoğuda gazi olmus bir askerimizin ,bir şahsın terör örgütü pkk'dan bir mektupla merhamet dileği için ona hitaben yazılmıstır. Lütfen sonuna kadar okuyunuz. Allah Türkü Daim Muzaffer Kılsın
MEKTUP Bu bir mektuptur. Kuş kanadına, suya, çöl kumlarına yazılmış mektupları okuyanlara veya bu mektupları yazanlara ithaf edilmiştir. Vatan üzerine. Bayrak üzerine. Onur üzerine. Namus üzerine. Vicdan üzerine. Akıl üzerine. Adı fark etmeyen ve ithal edilmiş tüm meseleler üzerine. Kelimeler ve kelimeleri çirkinleştiren kalemler üzerine. Kalemleri tutan riyakâr ve kan kokulu eller üzerine. Kalemlerini sapladıkları şehitlerin ve kadınlarının ve çocuklarının ve kardeşlerinin ve onların analarının yürekleri üzerine yazılmıştır. Mayın, bomba, pusu, baskın, yazar, çizer ve ihanete alet olan her şey üzerine. İstemeyen okumasın. Kanla yazılmış bir mektuptur bu. Güvercin kanadının gücü yetmez taşımaya, karabaşlı kartal olsa nafile. Ağırdır; zira eskidir ve unutuldukça kanla yeniden yazılır, şehit mezarlarının taşları üzerine. Bu mektup binlerce yıl önce yazıldı ve binlerce yıldır yazılıyor, yeni fark edenler utansın. Kardeş kardeşi öldürmez, öldüren kardeş falan değildir, kalleştir olsa olsa. Kalleşlerin en kalleşi ise kardeşim diyerek kalleşlik yapan kalleşlerdir. Ve aslında en kahpesi, mayın değil onu Adil Binbaşıların, Davut çavuşların yoluna döşeyen eldir, o eli alkışlayan ve ululayıp aklayan kalemdir. En az o el kadar suçludur o kalem, tarihin yanılmaz vicdanında. O mayınlara basıp parçalanan bedenler, Edirnekapı’dadır ve bizim yüreklerimizde ve hafızalarımızda yaşarlar. Kemerburgaz’daki Kemer Country villalarından görünmez Edirnekapı, çok uzaktır hem de çok. DAĞLARDA YARIM KALDILAR VATAN İÇİN Ellerimizde can verdi o parçalanan bedenlerin sahipleri, bayrakları dalgalansın diye. Vücudunda sigara söndürülerek, tüm kemikleri kırılarak, kafa derileri yüzülerek işkence edilen, sonra da ağaçtan kazıklarla öldürülen ve çığlıkları telsizlerden dinletilen vatan evlatlarının yeri bizim yüreklerimizdedir, o çığlıkları duymayanların yanı başında durmaz onlar. Bir de katillerinin yanı başında dururlar, kulaklarında çınlar haykırışları eğer bir yerlerinde bir parça insanlık kalmışsa. Yazıklar olsun, can veren o yiğitleri hainlerle bir tutanlara. “Ağabey diyordu bana telefonda Astsubay Zülfikar, geçen gün kız arkadaşımla gezdim biraz ve kimse bacağımın takma olduğunu anlamadı”. “Ağabey diyordu, biraz daha uğraşırsam belki bisiklet bile sürebilirim”. Daha on dokuz yaşındaydı Zülfikar, mezun olalı tam yirmi gün olmuştu, o kahpe ellerin döşediği mayınla ve bazı kalemler tarafından ululanan o hainlerin, ilk izleriyle tanışırken. Küskün veya kızgın değildi sesi, pişman veya aciz de değildi. Gururlu ve biraz pusluydu sadece, bisiklet sürebilse yeterdi. Koşmayı, atlamayı, denize girmeyi feda etmişti vatanı için. Bacağını payanda yapmıştı, Kemerburgaz’ın da üzerinde bulunan Türk egemenlik örtüsüne. Yazıklar olsun, çiçek toplayan küçük kızları öldürenlere ve yazıklar olsun o katilleri ululayan kalemlere. KAVGANIN BİR SEBEBİ VAR, İHANETİN DE Kavganın sebebini unutmadık, çünkü bu kavga hiç bitmedi. Kavganın sebebi vatandır çünkü bayraktır, onur ve namustur, vicdandır. Kimseye verilemeyecek olan, kimse ve hiçbir şey için vazgeçilemeyecek olan egemenlik hakkıdır. Atalarımdan bana kalmış olan ve benim çocuklarıma bırakmak zorunda olduğum mirasın vicdani sorumluluğudur. Hiçbir vicdana dayanarak reddedilemez, hiçbir çocuğun veya sevgilinin sevgisiyle değiştirilemez. Hiçbir aşağılık pazarlığa konu edilemez, namustur çünkü istiklal, öbür ihtimal ölümdür. Ben dilimle, bayrağımla, hudutlarımla yaşamak için ölmeyi kayıp veya yazık değil, şeref sayarım. Bu paha ne ile biçilirse biçilsin, kimseye yalvarmam durdurun diye, benim olana uzanmışsa el, ben durdururum ellerimle. Meğerki ölüm varmış, sevememek varmış, çiçek koklayamamak, ne gam? Vermek vicdansa eğer, akılsa susmak, pusmak, yerle yeksan olmuştur onur ve şeref. MAYINLAR NEREDE Mayınların yeri bilinmez, döşeyen ********in yeri bilinmedikçe. Ve dağlara döşenen mayından daha tehlikeli ve kahpecedir dimağlara ve bilinçlere döşenen mayınlar. Dağlara döşenen mayın tek kalır, tek can alır. Ürer her doğumda, her okunmada zihinlere döşenen mayınlar ve ihanet her doğumda bir daha artar. Başka zihinlere bulaşır, mayınların en tehlikelisidir bu, yayılır. Dağlardaki gibi otla ve toprakla gizlenmez, sevgiyle, barışla ve daha ne kadar varsa tüm süslü kelimeler alet edilir bu gizlemeye. İşte o anda ölür kelimeler, kahreder kaderine. Kullanıcısını seçme hakkı yoktur çünkü sevgi, bölen ve yıkanın ağzından, aşk yataklık edenin, sinsice zihinlere mayın döşeyenin kaleminden dökülür. Ölür kelimelerde sevgi. Ve barış artık, en fazla parayı verenin yatağını doldurur, en fazla paraya yazıp çizenin elinden. En pahalı kalemler pazarlar barışı, salyaları akan bölücülerin sofrasına. Bazen bir villanın çalışma odasında ve bazen bir gazete köşesinde dokunaklı kelimelerle süslenip öylece pazarlanır barış. Pazarlığı yapılmış ve satın alınmış bir fuhuş için. Bölmek ve parçalamak için yapılan hain savaş, fuhuş yapar barışla, tecavüz eder barışa hayâsızca. Dedim ya, bu eski ve ağır bir mektuptur, Türk nereye gittiyse obasıyla, ihanet en sondaki katırla takip eder göç kolunu. Soylu atlar hızlıdır, bu yüzden biraz geç gelir ihanet, yolda haram meralardan beslenerek. Bu eski bir hikâyedir, ne kuş kanadı ne suya atılan şişe taşıyabilir; ağırdır, kanla yazılmıştır, bir kısmı Edirnekapı’dadır, Çanakkale’de bir kısmı ve Karsta, İzmir’de, Muş ovasında, Malazgirt’tedir, Sakarya’dadır. Bir kısmı hala yazılmaktadır, Cudi’de, Gabar ve Körkandil’de, Masura çayında, Ali boğazında, Cehennem deresinde cehennem sıcağında yazılmaktadır, şehit Mehmetlerin kanıyla. Yazıklar oluyor, onur ve şerefe, bayrağa, vatana, kutsal olan ne varsa yazıklar oluyor onursuz bir hayatla değiş tokuş edilirken. BU YAZGIYI KİM YAZMIŞ? Yazıklar oluyor yazgıya, çünkü yazgı ihanet edenin suçunu taşıyamaz, can alanın, ev yakanın, çocuk öldürenin yükü yazgıya bile ağır gelir. Kışlaya gidenin, askerden sonra evlenip çifte çubuğa bakmanın hayalini güdenin yazgısı Allahın ise eğer, çocuk öldürenin, mayın döşeyip pusu kuranın yazgısı kimindir. Kim yazar bu yazgıyı ve hangi kalem bunu yazgı diye ulular, hangi akıl buna inanır ve bu nasıl vicdandır? Bu ağır ve eski bir hikâyedir, kanla yazılmıştır ve ne kuş kanadı ne suya atılan şişe taşıyabilir; bir kısmı Edirnekapı’dadır ve Edirnekapı çok uzaktır, Kemerburgaz’daki bir villanın çalışma odasına. Adil Binbaşının bastığı mayının üzerinde “made in Italy” yazıyordu İngilizce. Ama döşeyen eller İngilizce veya Latince değil Kürtçe konuşuyordu ve Kürtçe de “mayın” kelimesinin nasıl söylendiği önemli değildi, taşıdığı anlam ihanetti nasıl olsa.
Kimseyi haklı veya haksız bulmayan kalemler, hakkı yazar sonra, hak için ölenlerin inadına. Böylece hakkı, batıla pazarlar aynı sabıkalı eller ve kalemler, aynı hayâsız fuhuş için. Ne gariptir ki bu kalleş ellerin döşediği mayınlara daima anayasal yolculuklara çıkanlar basar. Onlar ki; bu yolculuğa siyasal veya mukaddes yolculuklar yapılabilsin diye çıkarlar. Yazıklar olsun, baktıkları kırık camlı siyasal gözlükleri ile ödenen bedellerin mukaddesatını göremeyenlere. Yazıklar olsun! DİL KAVGANIN VE İHANETİN SEBEBİ MİDİR YOKSA ARACI MI? Korku salan ve öfke çağrıştıran meselelerin parçaları değil, esas gerekçeleridir aslında Türkçe dışındaki başka diller. Dil özgür olunca, Özgürlük dil olur artık ve bütün bölünmeler böyle başlar. Özgürlük daima yeni sınırlar ister. Okul der, ayrı olsun. Bürokrasi der, bu dilde anlayamıyorum ayrı olsun. Bayrak der sonra, ayrı olsun dilim ayrı nasılsa, ben de ayrıyım ve bu da varlığımın sembolüdür. Toprak der arkasından, ayrı olsun birazını bana ver, nasıl olsa daha önce dilinin, özgürlüğünün birazını vermedin mi? Hem ne olacak, birazcık topraktan ne çıkar biz kardeş değil miyiz? Özgürlük paylaşılmaz oysa. Birinin özgür olduğu yerde, diğeri özgür olanın kurallarını ve özgürlüğünü tehdit edinceye kadar özgürdür. Yani dilin de kişinin de özgürlüğü esas mülk sahibinin özgürlüğünü ve geleceğini tehdit edene kadardır. Sonrası anarşi, sonrası terör, sonrası bölücülük, kahpelik ve ihanettir. Sonra arkadan vurmalar ve mayın döşemeler başlar yollara ve zihinlere. Ama her hal ve şart altında, tüm bölücülerin yardım ve yataklığa ihtiyaçları vardır. Gizli olmalıdır, yardım ve yataklık, sinsice. Kimse fark etmeden yapılmalıdır, Türkçe konuşmalıdır ama aslında başka dilde anlaşılmalıdır. Acındırmalıdır ama aslında acımadan katletmelidir, dili, egemenliği ve onun bekçilerini. Yardım ve yataklık yapanın da yardıma ihtiyacı vardır. Dışarıdan. Çok uzaktan, denizler ve tarihler ötesinden. Eski kinlerden ve hesaplardan ve o hesapların sahiplerinden beslenir yataklık yapan. Para alır, vaat alır, AFERİN alır.
Bu eski ve çok ağır bir mektuptur. Türk bağımsızlığını koruyanların kanları ile yazılmıştır. Ne suya salınan bir şişenin ve nede kuşkanadının taşımaya gücü yeter; karabaşlı kartal olsa nafile. Başlığı binlerce yıl önce atılmıştır ve Edirnekapıda’ki şehit mezarlarının taşları üzerine yazılmaya devam etmektedir. Emin olun binlerce yıl daha yazılmaya devam edecektir. Türkçenin sahipleri yaşadıkça bu kanlı mektup yazılmaya devam edecektir çünkü Türkçenin ve onun sahiplerinin özgür yaşamasını istemeyenler, yollara ve zihinlere mayın döşemeye, parçalamak ve bölmek için çabalamaya, parçalamaya çalışanlara yardım ve yataklık etmeye devam edeceklerdir. Bu eski mektup bir yazıttır aslında Türk’ün var oluş destanıdır, binlerce yıldır yaşlı dünyanın bağrına saplı kaidelere ve mezar taşlarına yazılır. Yazanlar asla diz çökmezler ve kimseye yalvarmazlar. Kimsenin toprağını, dilini veya özgürlüğünü istemezler ve kendilerinin olanı da kimseye vermezler. Bu bir mektuptur. Vatan, Bayrak ve Onur üzerine yazılmıştır. Vatansızlar, dilsizler, hainler, bölücüler ve toprak hırsızları gibi aczi ve acınmayı anlatmaz. Var olduğu yerde kendinden gayri herşeyi önemsizleştiren, vatan ve bayrak aşkını anlatır. Onurlu ve egemen ölebilmenin, onursuzca ve esir yaşamaktan daha önemli olduğunu anlatır. Asla diz çökmeyeceğimizi anlatır. Yüreği olan varsa gelsin de çöktürsün diye, Yüreği olan varsa okusun diye yazılmıştır. “VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN”



ADAMIN ADAMI DEGİL DAVAMIZIN ADAMIYIZ......
gönlümün ÜLKÜSÜ 'NNE
THANK YOU
July 28
|
öyle bir hayat
Öyle bir hayat yaşıyorum ki, Cenneti de gördüm, cehennemi de. Öyle bir aşk yaşadım ki, Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de. Bazıları seyrederken hayatı en önden, Kendime bir sahne buldum oynadım. Öyle bir rol vermişler ki, Okudum okudum anlamadım. Kendi kendime konuştum bazen evimde. Hem kızdım hem güldüm halime Sonra dedim ki ' söz ver kendine ' Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin. Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin. Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin. Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin. Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım. Öyle çok değerliymiş ki zaman, Hep acele etmem bundandı anladim
Yetmez Mi 
Firtinalarla bogusmadim Alevler arasindan gecmedim ama.... yakan gözlerine baktim ölmedim yetmez mi?...

Cöllerde susuz kalmadim Gemilerde dümensiz ya da karli daglarda atessiz Sensiz kaldim Ölesiye severken yetmez mi?...
Zehir icmedim kadehlerden Hancerlenmedim cigerden Umut aldim, söz aldim, yar senden Inandim, aldandim Yetmez mi...

---------------Sevgide güneş gibi ol,------------
---Dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol,-----
---------Hataları örtmede gece gibi ol,---------
------------Tevazuda toprak gibi ol,-------------
------------------Öfkede ölü gibi ol,--------------
-----------------Her ne olursan ol,----------------
------------Ya olduğun gibi görün,---------------
-----------Ya göründüğün gibi ol.----------------
elif...yasenya |
| July 01
Alıntı
er mektubudur görülmüştür.bana bir resim çiz
    

|
O elinde tuttugun zarf bir ihanet aninda örülmüştür Ve zarfın içindeki kağıt er mektubudur görülmüştür Doğum günüm bu gün 3 Aralık Ve şafak karanlık Bu mektubu sana yazıyorum anne Dün sevdiğimle ayrıldık Son mektubuymuş bana yazdığı Bir daha yazmayacakmış Demek sevda ayrılığa bir ay dayanırmış Ve asker ocağında terkedilmek de varmış
    
Bu mektubu sana yazıyorum anne Bu gün doğum günüm 3 Aralık Ve şafak karanlık
    
3-5 nöbetindeydim dün gece Bir şarjörün boşluğunda içtim son sigaramı Ve yorgan gibi üstümü örttü kar siperde Sabaha karşı biraz içim geçmiş Hayalin gözümün önüne geldi anne Kızkardeşimi de verdiğinden beri sevdiğine Bir ben bir de sen kaldın geriye
    
Üzülme anne üşümüyorum Bekliyorum elim tetikte Bekliyorum memleketi ve seni Ve artık beklemiyorum beni beklemeyen sevdiğimi Beklemiyorum yüreğimi ve aşkımı Soğuk siperde yalnız bırakan sevgiyi Ve bekliyorum anne elim tetikte Eğer girerse menzile vurup öldüreceğim Hem aşkı hem sevgiyi
  
Geçen gece karakolu bastılar Kurşunlar yağmur gibi yağdı üzerimize Garip gelecek belki sana ama Ortalık bayram yeri gibi oldu anne Biliyormusun o an hiç korkmuyorsun Herkes kendini bir sipere atıyor Ve gecenin karanlığında kurşun yerine Işıl ışıl yıldızlar yağıyor sanki üzerimize Ve ölüm bile aklımıza gelmiyor anne Canlar canlar gidiyor Gidiyor canlar anne
  
    
***...Farkında Mısınız?...***
Mallarımız arttı, keyfimiz azaldı. Daha büyük evlerde, ama daha küçük ailelerle yaşıyoruz. Konforumuz arttı ama zamanımız daraldı. Diplomamız bol ama sağduyumuz az.
Uzmanlar arttı ama sorunlar çoğaldı. İlaçlar çoğaldı, hastalıklar arttı. Çok para harcıyoruz Ama az gülüyoruz. Akşam geç yatıyor, sabah yorgun kalkıyoruz.
Az kitap okuyor, çok televizyon seyrediyoruz. Çok konuşuyor ama az gönül veriyor ve bol yalan söylüyoruz. Para kazanmayı öğrendik ama yuva kurmayı beceremedik. Aya kadar gidip dönmeyi biliyoruz ama komşumuza uğramak için karşı sokağa gidemiyoruz.
Uzaya ulaştık ama kendi iç derinliklerimizden habersiziz. Havayı temizledik ama ruhları kirlettik. Atomu parçaladık, önyargılarımızı yıkamadık. Çok yazıyor ama az gelişiyoruz.
Daha çok plan yapıyor ama daha az sonuç alıyoruz. Acele etmeyi öğrendik ama sabırlı olmayı asla. Gelirimiz arttı, karakterimiz zayıfladı. Tanıdıklar çoğaldı ama dostlar eksildi.
Çabalar arttı ama mutluluklar azaldı. Daha mutlu olmak için somurtarak çalışıyoruz. Varlığımızı arttırdık ama değerlerimizi yitirdik. Ve nihayet: Hayata yıllar ekledik, yıllara hayat katamadık...
 
Bana bir resim çiz ; Mum ışığında aydınlanmayı bekleyen geceler , Kapkara gökyüzünde kaybolmuş yıldızlar , Acıyan yüreğim olsun içinde .. Acıyı çiz bana !
  Bana bir resim çiz ; Kan revan içerisinde unutmaya uyuyan insanlar , Kırık dökük düşler , Kırılmış insanlar olsun içinde .. Unutmayı çiz bana !
  Bana bir resim çiz ; Yolunu kaybetmiş insanların oradan oraya savrulmaları , Aradıklarını bulamamanın yıkılmışlığı , Acı ile kanamaları olsun içinde .. Kanamayı çiz bana !
  Bana bir resim çiz ; Yalnızlığın ayazında donmaya ramak kala insanlar , Sigaramın dumanında boğulan düşler , Dumansız düşünceler olsun içinde .. Ramak kalmayı çiz bana !
  Bana bir resim çiz ; Beklemekten usanmayan fakat beklediği 'şey'i unutan insanlar , Titrek cümleler , ağlamaklı sözcükler , Unutulan insanlar olsun içinde .. Unutulmayı çiz bana !
  Bana bir resim çiz ; Koşan ama sol tarafındaki ağırlıktan kaçamayan , O ağırlığın altında ezilirken , Çığlıkları duyulmayan insanlar olsun içinde .. Sessiz çığlıkları çiz bana !
  Bana bir resim çiz ; Adı , ihanet olsun ... Bana bir resim çiz ; Adı , ayrılık olsun ...
 
Dinle beni içimdeki ben, Bu yürek ikimizi çekmez.
Ya sen demir atmalısın ya ben, Bu liman ikimize yetmez.

Güneşin çocuğusun sen, Neşen hiç tükenmez.
Oysa; Yağmuru severim ben, Ağladığım fark edilmez.

Çokluktan yanasın sen, Gönül okşayanların hiç bitmez.
Oysa; Yalnızlığı severim ben, Kimse alay edemez.

Gündüzlerin adamısın sen, Yüzüne gölge düşmez.
Oysa; Geceyi severim ben, Çirkinliğim görünmez.

Güzelin peşindesin sen, Değerine paha biçilmez. Oysa;
Çirkini severim ben, Güzelim diye övünmez.

İnsana taparsın sen, Tatlı sözü esirgemez,
Oysa; Hayvanı severim ben, Dili yok, yalan söylemez.

Dinle beni içimdeki ben. Bu liman ikimize yetmez.
Ya sen demir almalısın ya ben. Yoksa bu kavga bitmez.

 

 gönlümün

| March 12
|
|
|
  
HAZIRIM
anlayamadığım problemler gibi...karşımda hala çözülmeyi bekliyorsun.... bense sadece bakıyorum....bakmakla kalıyorum...
hiç görmediğim bir probleme ne kadar tanıdıksam..
sanada öyleyim artık!...
hep bir tarafım eksik...hep bir tarafım(n) çözülmeyi bekliyor...
sense köşenden izlemekle kalıyorsun beni..ve sessizliğin de terkediyorum bu şehri, ardıma bakmadan gitmek...bağırmak uçsuz bucaksız köşelerde..
senin duymak istemediğin bütün çığlıkları salmak, bilmediğim bir şehirde..
bilmediğim mekanların üzerine...gitmek istiyorum öyle sebepsiz, öyle hoyrat!....
sustugun yerlerde bağırmak konustugun yerlerde susmak istiyorum....
ama sadece seninle olmak..sana ait olmak..bak!...
güneş senin olduğun gibi dogmuyor artık pencereme....
artık gerçekler var herbir yanımda...doğamıyorum ben artık! senin güldürdügün gibi her gülüşe...
ilk aşk başkaymış demişlerdi de..geçer demiştim sessizce...ama geçmezmiş....
öğrendim şimdi...öğrendim bi tanem!....
öğretti bu soğuk bedenim her gece...'hadi gel' demek isterdim....'
bırakma beni'..'sar beni!yasakla başkasına'...oysa sen çoktan gitmiştin..
ve bir daha gelmeyecektin biliyordum!..nasıl bir imkansızlık imkan olabilirse..
işte öyle bir imkansızlıktayım, ümitlerimin sönmüş bir sigara izmaritin de....

susmayı tercih ettim artık..uzak durmayı..belki de seni başkalarında aramayı...
belkide bizi parça parça ayırmayı...belkide seni öldürmenin tek yolu bu gibi geldi..
ama nerden bilirdim her parçanın canımdan bir parça koparacağını?....
canımı acıtıyorsun sevgili...varlığında incitiyor..yokluğunda....
'dokunma' demek istiyorum..diyemiyorum!....s
adece sarmanı istiyorum işte..öldürsende..kan revan içinde kollarında olmayı....
birde hep bedenimi izliyorum, canımdan uzak...yokoluşunu gözlerimin önünde....
hani ilk günkü gibi sarsaydın son kez.....sana demiştim ya birgün; '
sımsıkı sar bakayım bir beni' diye.....hala unutamıyorum o sarılmanı...
ve şimdi sen başka kollarda ben başka....nasıl kavuşulur artık nasıl?.....
hakkım yok mu hayata 'sevdiğimi geri ver bana!' bile demeye?.....bilmiyorum....
tek bildigim şu ki; dilimde ki tat hala aynı..şu gözümden akıttığım yaşlar yine aynı....
hala biryerlerde kanıyorsun?...
ve hala KaNaTıYoRsuN!...
aslında gelsen ne olur diyorum gelsen..sen eski sen degildin ki giderken...
olsaydın gitmezdin benden!...şimdi gelsen ne çıkar?...
.sevdiğim adam senden çoktan gitmişken.....
yüzüne bakıyorum sen olmayan birinin....kalbim kendini parçalıyor!....
yakıyorum gözlerimin içinde bitmeyen..ama bitmiş bizi...
yakıyorum yanmaya yüz tutmuş bedenimi!...
yok ediyorum herşeyi!...
karşımda ki konuşan kimdi?..
bilmiyorum...
öyle ruhsuz konuşuyorum söylenecekleri...
ve her cümlede binbir kez yakıyorum!..
bakışlarını!..
sözlerini!.....
kendimi!...
kimseler bilmiyor! kimseler görmüyor!..
KeNDi KeNDiMi VuRuYoRuM BeN! HeR SeN OLmaYaN BaKışTa.....
herşey darmadağın...seninle biz paramparça!..bense sadece bir beden....r
uhunu sende kaybetmiş bir beden...peki ya sen?...
benden başka elleri tutarken hiç mi acımadın?....
hiç mi için kanamadı?....beni böylesi bir acıya iterken..
hiçmi vicdanın sızlamadı?.....sormuyorum artık..
yokum ben!...sen yoksan bende yokum..sadece bir varlığım..
KeNDi KeNDiNi YoK EtMeYe YeMinLi BiR VaRLıK!...
kimseye değil!...hep kendime batırıyorum dinkenleri...
herkes gülen yüzüme hayran kalırken..
ben darağacı tadında bir ağlama iliştiriyorum hep bir köşeme...
.şimdi bırakabilirsin beni!...varlığında bitirdi...yokluğunda beni..
şimdi çekip gidebilirsin...alışmamış değilsin ki...
bense yine ardında bir hayatı toparlamaya çalışırım demeyeceğim artık!....yıktım toparlanmamış herşeyi!...paramparçayım!....ben yoksam sende yoksun artık!...sen yoksan artık bende yokum!...
herkes yüreğinde bir yarayla geliyor..herkesin yeri kapılmış..o
ysa ki ben sana ilk yerimi vermiştim....ilk sanaydı herşey....nasıl bırakabildin bile
......DiYeMiYoRuM!....
bıraktın işte.....şimdi bir yarayım ben!...Senden Arta Kalan!...
kanadıkça sadece kendini acıtan, her bakışta seni arayan ve baktıkça kanayan!...
Şimdi Diğerlerin Yarası Olabilecek Büyüklükte Bir Yarayım Ben!....öyle temizdi ki oysa..
öyle el değmemiş...şimdi benimde mi yaram olacak yani diğerleri gibi?..
.şimdi bende bir yaraylamı sevmeye çalışacağım?...şimdi anlıyorum herkesi...ç
ok zormuş bir insanın gönlüne sahip olmak!...
oysa ki sen benim ruhumun, gönlümün tek sahibiydin...ve......
..... ÇeKTiN GiTTiN!....
şimdi kalibimin anahtarını kimsenin çıkartamayacağı denizlere atıyorum!..
okyanuslara....öyle başıboş savuruyorum!..ben bile bulamayayım diye...
şimdi iki kilidim var..birinin anahtarı okyanusun derinliklerinde....diğeri mi?... boşver!...
unuttuğun bir albümün gülen sayfaların da kaldı belki de...
.adına 'mazi' denilen bir geçmişe mühürledim ben kendimi!..hazırım!...
KaPaT KaPıLaRıMı!...
SöNDüR IşıKLaRıMı!..
VuR ÜzeRimE KiLiDi!..
HaDi HaZırIM!...
YaK BeNi!...
 

ANLAMALIYDIM......
Anlamalıydım ben üzüldüğümde kılını kıpırdatmamandan
,  sadece işin düştüğünde aramandan. "N'aber, nasılsın" lâfının arkasına "Bir görüşelim mi?" ekleyememenden, anlamalıydım sevgisizliğini...
Ben, seni görmek için sınırlarımı zorlarken, senin umursamamandan, alaycı konuşmalarından, ya da senden vazgeçerim diye korkup önüme bir parça yem atmandan anlamalıydım...
Ben, hayatta hiç kimseye bu kadar sabırlı bu kadar mülayim davranmamıştım oysaki. Severdim özgürlüğümü, asi olmayı, bir bardak suda fırtınalar koparmayı, kimseye hesap vermemeyi... Bir bunları severdim bir de seni sevdim... Sevgilin değil sevdiğin olmayı istedim....
İlk defa biri benden hesap sorsun istedim, bir açıklama beklesin. Bu biraz açık değil mi ya da "Hayır bir yere gitmiyorsun, evde oturuyorsun" dan başka bir şeydi bu... Beni sorgula, duygularımı sorgula istedim. Olmadı...
Ne kadar da kolaydım senin için, ne kadar da zahmetsiz... Tabiiki, bocalardın, emindin düzgün insan olduğumdan hayatında hiç karşına çıkmamış kadar düzgün, emindin seni çok sevdiğimden ve düşündüğümden; öyle olmasaydı her probleminde ilk beni arar mıydın?
Nedenleri, niyeleri merak etmedim hiç, inan etmedim... Bu kadar sevgisizliğinde seni nasıl bu kadar sevdim, onu merak ettim. Benim için ne düşündüğünü, beni nasıl gördüğünü, sendeki beni merak ettim...
Artık hayal kurmuyorum, geçmişe bu kadar bağlı olmamın sebebi; o zaman çok mutlu olmam bunu biliyorum... Şimdi tekrar başlasak da, yalnızlığı paylaşsak da sana gönlümü açabilir, gözüm kapalı güvenebilir miyim sanıyorsun?
Şimdi artık tek başınayım... Hiç değilse hakkını veriyorum yalnızlığın. iki kişilik kocaman bir boşluktansa sensizliği ve yalnızlığı yeğlerim...
Artık kendimi görmemek için aynalara bakmıyorum, üşürüm diye kazağını giymiyorum, ağlarım diye türkü söylemiyorum. Belki de sen haklısın! Artık ben bile kendimi sevmiyorum...
Kaç gece yatağımda uykusuz, Bir oyana bir bu yana dönüp durdum. Görmek için düşümde hayalimde, Duymak için sesini. Kaç kere ellerim uzandı telefona. Aşkı oyun bilirdin sen,aklıma geldi. VAZGEÇTİM
Gezip durdum perişan halde, Kah sahillerde,kah cadde boylarında. Hayal kurup sen diye, Ağaçlara dağlara taşlara sarıldım. Elleri güldürecektim halime, İhanetin aklıma geldi. VAZGEÇTİM
Kahırdan başka ne vardı sanki verdiğin, Acılardan zevk alır hale getirmiştin. Yine de görmek için seni, Şeytana uyup,bir daha bozacaktım yeminimi. Vedalaşmadan gidişin aklıma geldi. VAZGEÇTİM
Açıp ellerimi yalvardım Tanrıya, Bir defacık tutmak için ellerini, Koklamak için saçlarını. Adaklar adayacaktım evliyalara, Umursuzluğun aklıma geldi. VAZGEÇTİM
Paylaştığımızı sandığım güzel günlerin hatrına, Suçlu benmiş gibi, Af dileyecektim gözlerine bakıp. Her türlü cezana razı olacaktım. Boynumu büküp,bi daha gelecektim kapına. Başkasını sevdiğin aklıma geldi. VAZGEÇTİM

| | |
March 06
|
DİYEBİLSEYDİM
Anladım diyemem ki ! Suçluyum. Belki ben anlatamadım sana kendimi Tutuştum, yandım da yokluğunda her gece Yine gözyaşlarımla söndürdüm kalbimi.
Her gün her dakika seni özlerdim Bitmezdi kederim senin yanında bile Susardım, gözlerime baktığın zaman Mermer bir heykelin çaresizliğiyle
Oysa neler düşünürdüm sen yokken Sana kavuşunca neler söylemek isterdim Dakikalar bir ışık hızıyla geçerdi Ayrılık başlayınca ben biterdim. En kötüsü beni koyup gitmendi O, öyle bir yalnızlıktı anlatılmaz Hep yarım kalmış heyecanlar hazlar içinde Biterdi bir kış, geçerdi bir yaz.

| | | | |